Romantik olmak benim kaderim
Ekranların beğenilen jönlerinden Gökhan Alkan aşık olunca olduğundan daha da fazla romantik olduğunu söylüyor ve ekliyor: Babam, dedem, amcam hepsi güzel seven adamlar. Onları görerek büyüdüm. Yani bana ‘sevmemek’ ya da ‘bağlanmamak’ gibi bir şans bırakmadılar.

Röportaj: Mukaddes Kaya
Fotoğraf: Jiyan Kızılboğa
Styling: Eylem Yıldız
Gözleriyle konuşan, bakışlarıyla etkileyen, gülüşüyle karşısındakini mest eden çok yetenekli ve çok başarılı bir oyuncu. Kibar ve çok yakışıklı bir jön. Tam bir centilmen. Doğayı, seyahat etmeyi, yeni yerler keşfetmeyi, yeni ufuklarda gezinmeyi ve oyunculuğuna yatırım yapmayı çok seviyor. Mütevaziliği, zekası ve gösterişten uzak jön tavırlarıyla gerçek bir cool adam Gökhan Alkan ile buluştuk, buyrun keyifli sohbete…
Oyunculuk sizin için bir seçim miydi, ilk başlama vuruşunuz neydi?
Kendimi bildim bileli içimde, oynama ve oynatma hali vardı. Bu hali seviyordum ve sevdiğim şeyle olmak istedim. İçimdeki tutku bana yol gösterici oldu, yolumu aydınlattı. Ona hizmet ettim, o da benim varoluşumu manalı kıldı. Her şey doğumumla başladı.
Oyuncu olmak sizce ne demek?
Oyuncu olmak bana tek bir ruhta ve bedende, kalbinin onlarca farklı kişi için atması gibi geliyor. Ben oynadığım rolü, en sevdiğim kıyafetim haline getiriyorum. Ama tek bir kıyafetle hayatıma devam edemeyeceğimi bildiğimden, bir gün rol bittiğinde kıyafeti çıkarıp, yenisi için hazır hale geliyorum. Gözlerimin önünde akıp giden hayatı en ince ayrıntısına kadar gözlemliyorum. Bu büyülü dünyayı gözlemleyerek aldıklarımı oyunculukla geri verdiğime inanıyorum.
Müzikle ilginiz çok fazla, var mı geliştirdiğiniz bir proje, bir şarkı ya da müzikal?
Müziği çok seviyorum. Zaman neyi gösterir bilemeyiz.

İLİŞKİDE EN ÖNEMLİ ŞEY DİYALOG VE EMPATİ
Kamera önüne çok yakışan bir jönsünüz, kamera arkasına geçmeyi de düşündünüz mü hiç?
Teşekkür ederim. 10 yıldır hayatımı cam ekranın, beyaz perdenin, tiyatro sahnesinin içine sığdırdım. Başkalarının kadrajlarında ve rejilerinde var oldum, kim bilir belki bir gün ben de kamera arkasına geçerim. Hızla gelişen dijital dünyada oyuncuların kendi projelerini hayata geçirebildiği alternatif platformlar oluştu. Bunun çok iyi örneklerini görüyoruz. Ben de bu şekilde bir proje tasarlamak fikrine hiç uzak değilim, hatta bunun üzerine çalışıyorum. Belki televizyon yapımlarına nazaran daha düşük bütçeli ama daha özgür, daha cesur, daha yenilikçi projelerin zamanla alternatif platformlarda ağırlık kazanacağına inanıyorum.
Bu ara tarihi diziler ilgi görüyor, oynamak istediğiniz tarihi bir karakter var mı?
Tarihi okumayı, gezip görüp öğrenmeyi de çok sevdiğim için biyografik bir film veya dizide oynamayı isterim. Mesela Nikola Tesla gibi ya da Thomas Edison gibi dünya tarihine adını yazdırmış, delilik ve deha arasındaki o ince çizgide gel git yaşayan bir karakteri canlandırmak benim için unutulmaz bir tecrübe olur.

Romantik bir adam mısınız?
Romantiğim. Bunda aileden getirdiğim genlerimin kabahati büyük:) Babam da, amcam da, dayım da, büyük dedem de… hepsi romantik ve güzel seven adamlar. Onları görerek büyüdüm. Yakın arkadaşım Fatih’in güzel bir lafı vardır benimle ilgili; “Hiç şansın yok oğlum” der hep. Ailemdeki adamlar bana ‘sevmemek’ ya da ‘bağlanmamak’ gibi bir şans bırakmadılar. Yani kısacası, sevmek benim kaderim.
Nasıl bir sevgilisiniz, kıskanç mısınız mesela?
Karşımdaki insanın sınırlarına saygı duyan bir sevgiliyim. Bana göre doğru olan bir şeyin, dünyadaki tek doğru olmayabileceğini anladığım yaşlardayım. Bu yüzden karşımdakini dinlerim, onun doğrusunu duymaya, anlamaya çalışırım. Bence ilişkideki en önemli şey diyalog. İletişim ve empati. Bütün varoluş, tez-antitez-sentez üzerine kurulmuşken, ilişkinin dinamiğinin bundan farklı bir şey olmasını beklemek saflık olurdu. İlişki iyi bir “sentez ustalığı” gerektirir, bu da ancak her iki tarafın doğrusundan yeni bir doğru türetmekle mümkün oluyor. Sevgilimi zaman zaman anlamasam bile sevmeye konsantre oluyorum. Biliyorum ki günün sonunda o mutlu olursa, ben de mutlu olurum.
Birçok ünlü çocuk sahibi oldu, siz de baba olma vaktinin geldiğini düşünüyor musunuz?
Sadece düşünmek yetmez. İsteyen istediği şey için emek vermeli. Ben aile kavramını çok önemsiyorum.

İNSAN OLMAYA VE KENDİNİ BULMAYA ÇALIŞAN BİRİYİM
Tiyatro çalışmalarınız ne durumda, malum özellikle tiyatro sanatçılarının bu pandemi döneminde işleri oldukça zorlaştı, sizce bu durumdan çıkmak için neler yapılabilir?
Açıkçası uzun zamandır televizyondaki yoğunluğumdan dolayı tiyatroya zaman ayıramadım. Ama kopmadım da. Oyun okumaya, izlemeye devam ediyorum ve tekrar sahnede olmayı çok arzuluyorum. Pandemi sahne sanatları emekçilerini çok etkiledi. Ne olur, nasıl olur derken şimdi internet üzerinden sahnelenen oyunlar görüyorum ve bu çabalar beni çok mutlu ediyor. Ne olursa olsun emek veren ve sahnelerin kapanmaması için çalışan herkesi kutluyorum.
Çok güzel gülen bir adamsınız, normal hayatınızda da hep güler misiniz, kendi karakter analizini yaparsanız neler söylersiniz kendiniz için?
Teşekkür ederim. Gülmeyi hissediyorsam gülerim, ağlama hissindeysem ağlarım. Duygu ve düşüncelerimi sansürsüz yaşarım. ‘Erkekler ağlamaz’ türünden gelenekçi yaklaşımlar bana komik geliyor. Kendi karakter analizimi yapamam ama inandığım şeyleri sizinle paylaşabilirim. Bence güçlükler karakteri inşa eder, karakter de yeteneği. Her türlü güçlüğe rağmen inatla ve tutkuyla insan olmaya ve kendini bulmaya çalışan biriyim. Bence hangi sanat olursa olsun, sanatçının sonuç olarak bulması gereken tek bir şey var o da kendisi.

En çok sevdiğiniz film sahnesi ve repliği nedir?
Onlarca film izleyip birini diğerlerinden ayırmak hiç benim tarzım değil. Hatırlayamam da zaten. Ben filmlerle harmanlanmayı ve hiç tahmin etmediğim bir anda o sahnelerin, repliklerin ruhuma yansımasını ve hissettirdiği duyguyu anımsamayı seviyorum.
Kiminle karşılıklı oynamak sizi çok heyecanlandırır?
Türkan Şoray’la göz göze gelmek, gözlerinde kaybolmayı çok isterdim. Hayalini kurması bile heyecan verici.
Bugünlerdeki playlist’iniz nasıl şarkılardan oluşuyor?
Hiçbir zaman sabit olmadım. Müzik listem de değişimin kendisi gibi zamanın ruhuna bağlı olarak sürekli değişiyor.
Sürekli söylediğiniz bir şarkı var mı?
Sürekli söylediğim bir şarkı yok.
FORMUMU GÜÇLÜ TUTKUMA BORÇLUYUM
Sosyal bir adam mısınız?
Sosyalim ama tutucu sosyalim, çevrem değişmez. Arkadaşım çok ama dostlarım bir elin beş parmağını geçmez.
En sevdiğiniz yemek nedir, mutfağa da girer misiniz?
Yemek ayırmam, sadece sağlıklı ve sağlıksız olarak sınıflandırırım. Mutfağa girerim, tabii mutfakta bana yemek yapan özel biri varsa.

Kendinizde sevdiğiniz ve sevmediğiniz özellikleriniz neler?
Zaman zaman bazı konularda obsesif olabiliyorum. Disiplinli, sistemli ve düzenli oluşum benim için olduğu kadar, yanımdaki insanlar için de sevimsiz bir özelliğim olabilir. Muhtemelen bir sürü başka kötü özelliğim de vardır ama her birimizin nevi şahsına münhasır olması çok güzel. Bu renklilik ve çeşitlilik özel olan. Kendimi kabul edip sevdikçe sevildiğimi, özüme yakınlaştığımı ve her halimle kabul gördüğümü hissediyorum. Egomdan uzaklaşmak, tüm duygularımdan arınmak ve bahsettiğim o özle çırılçıplak kalmak, bana hep çok iyi geliyor.
Sosyal medya ile aranız nasıl, sık kullanır mısınız?
Ben sosyal medyayı araç olarak kullanıyorum. Hayat insanların hakkımda ne düşündüklerini önemseyecek kadar uzun değil. Bence sosyal medyadaki halimiz, hepimizin evinde dinleme cihazı ve kamera varmış gibi. Hiç duymamamız ve görmememiz gerekenleri duyup görüyoruz.
Galiba doğa adamısınız siz seyahat seviyorsunuz, nasıl rotalar belirliyorsunuz kendinize?
Evet doğa insanıyım. Çünkü biz doğanın ve bu mükemmel sistemin bir parçasıyız, sahibi değiliz. Yegane evimiz bu gezegen ve biz tüm canlılara bahşedilen bu güzelliklerle savaş halindeyiz, bilmiyoruz ki kazandığımız an kaybedeceğiz. Maalesef kibirden gözümüz kararmış durumda. Bu gidişat beni çok üzüyor ama dünyada görmek istediğim değişimin parçası olmaya, fıtratıma uygun yaşamaya ve doğaya zarar vermemeye gayret gösteriyorum. Rotadan çıkmayı ve çıkartmayı seven bir gezginim. Görmediğim yerleri görmeyi, tarihini keşfetmeyi seviyorum. Kültürel zenginliklerini incelemeyi, yeni insanlarla tanışmayı, yöresel yemeklerini tatmayı, sokaklarında kaybolmayı, ören yerlerini görüp, müzelere gitmeyi ruhumu farklılığın zenginliğiyle bezemeyi seviyorum.
Bu formunuzu neye borçlusunuz?
Tutkularıma borçluyum. Ne yaparsam yoğun duygular, güçlü tutkular ve yüksek enerji ile yapmaya gayret ediyorum.
Röportajın devamını okumak için tıklayın…

