Sorry, no posts matched your criteria.

Selen Öztürk: Müzikal işlerde mesleğime olan şükrüm iki katına çıkıyor 

Tiyatro, müzik, seslendirme gibi birçok yeteneğiyle dikkat çeken oyuncu Selen Öztürk, müzikal projelerden daha büyük keyif aldığını söylüyor ve ekliyor: Hem müziğin hem de oyunculuğun birleştiği anlardan çok haz ve keyif alıyorum. O zaman sevgim, mesleğime olan şükrüm iki katı oluyor.

Röportaj: Vildan Uygunoğlu

Selen Öztürk o kadar yetenekli ve üretken ki hangi yönünü besleyeceği konusunda bazen zorlandığını itiraf edecek kadar da mütevazı. Muhteşem Yüzyıl’da canlandırdığı Gülfem Hatun karakterini her anlamda dönüm noktası olarak adlandıran Selen Öztürk, tiyatro sahnelerinin ve televizyon ekranlarının nadide bulunan cevherlerinden. Enerjisi, mavi gözleri, ses tonu karşısındaki insanı etki alanına çok hızlı alabilen cinsten. Yakında kendisini ‘Bir Zamanlar Gelecek: 2121’de izleyeceğimiz Selen Öztürk’le çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle hoşgeldiniz. Sizi bir süredir televizyon ekranlarında göremiyoruz. Hayat nasıl gidiyor şu sıralar?

Aslında oldukça hareketli gidiyor hayat bu aralar. Oyun Atölyesi’nde ‘Kırlangıç’ isimli oyunda oynuyorum. Bu sezon başladı. Oynadığım bağımsız film ‘Bir Zamanlar Gelecek :2121’in festival süreçleri devam ediyor. En son 12. Uluslarası Suç ve Ceza Film Festivali’nde seçkideydik. Yoğun ve keyifli bir süreçti. Seslendirme çalışmalarım da devam ediyor. En son 2 Aralık’ta vizyona girecek İran yapımı Yunus Çocuk animasyonunda Milya karakterini seslendirdim.

Oyunculuğun yanında bir de seslendirme sanatçısısınız. İkisinde de oldukça yeteneklisiniz. İki işin de ayrı ayrı zorlukları neler sizce?

Oyunculuk her anlamda daha zor çünkü hem fiziki hem duygusal hem de zihnen bir süreçten geçip yeni bir karakter yaratmaya çalışıyorsunuz ve sonunda görünür bir işe imza atıyorsunuz. Bu hiç bitmeyen bir yolculuk. Her seferinde gelişmek yenilenmek için yeni koşullar, yollar oluşuyor. Bunun için uzun yıllar süren eğitimlerden geçiyorsunuz. Seslendirmede ise güzel Türkçe konuşabilme yeteneği, ses renginiz ve sesinizin yelpazesi daha ön planda oluyor. Ayrıca daha önce yaratılmış karakterlere sesinizle yeniden hayat veriyorsunuz. Elbette bir eğitim süreci de işin içinde var. Güzel olan tarafı olanın üstüne bir şey ekleyebilme yeteneği ve orada da yaratıcılığınızı kullanabilmek. Önünüzde bir metin, karşınızda seslendireceğiniz karakter, iyi bir takiple okuyarak oynama hali de diyebilirim dublaj için. Özellikle teknik sürece alışmak başlarda biraz zaman istiyor, kolay değil ama sonrası su gibi akıyor.

‘Bir Zamanlar Gelecek: 2121’e değinmek istiyorum biraz. Türkiye’de bilim kurgu pek denenmeyen bir tür. Filmin konusu da oldukça dikkat çekici. Projeyi size kabul ettiren en önemli etken ne oldu?

Sevgili yönetmenim Serpil Altın ve yapımcımız Korhan Uğur’un dünyadaki iklim krizinin, hastalıkların, savaşların olası sonuçları üzerine tahayyül ederek tasarlayıp bir yüz yıl sonrasını anlattıkları bu hikaye benim de uzun zamandır üstüne düşündüğüm ortak dertlerimizin buluşması gibiydi. O yüzden hemen kabul ettim. Çok anlamlı ve kıymetli buluyorum bu filmi. Türkiye’de ilk kez bir kadın yönetmen distopik bilim kurgu türünde bir film çekti. Filmimizin hem yeşil prodüksiyon ilkelerince ilk sürdürülebilir set olması hem de oyuncular olarak riskli bir seçim olan stilize otomat biçimde performans sergileyecek olmamız beni çok heyecanlandırdı. Bir de mutluluk kavramı üzerine de derin bir sorgulamaya davet ediyor bizleri. Filmde insanlar koloniler halinde ‘Kıtlık Kanunları’ çerçevesinde yeraltı bloklarında yaşamaktadır. Sistemdeki en önemli kural her doğan yeni bir bebeğin karşılığında yaşlı neslin yok edilmesi. ‘Bir Zamanlar Gelecek: 2121’ hayatta kalabilmek ve sistemi devam ettirmek adına bir kadının annesi ve bebeği arasındaki seçim yolculuğunu izlediğimiz, dünyadaki tüm sistemleri de sorguladığımız karanlık bir dünya tasviri aslında.

BİR ŞEYLERİ KÖKTEN DEĞİŞTİRMELİYİZ

Peki sizce filmdeki gibi bir gelecek yakın mı?

Eğer devletler küresel ısınmayla ilgili önlemler almazsa evet bence bizi böyle bir gelecek bekliyor olacak. Bilim insanları 30 yıl sonrası için kıtlık ve susuzluktan bahsediyor. Fosil yakıt tüketimi devam ettiği sürece yerküremizi üzeceğimiz ve bunun ceremesini çekeceğimiz kesin. Ayrıca bu çılgın tüketim çağında milyarlarca atıkla doğamıza canlılarımıza korkunç zararlar vermekteyiz. Bireysel olarak da bunun önüne geçmemiz şart. Karbon ayak izi denilen kavramı derinlemesine öğrenmek ve bunu engellemek için yaşamlarımızı değiştirmemiz gerekiyor. Karamsar olmak istemiyorum, umudum hala ayakta ki filmdeki en sevdiğim önerme de bu. Bir şeyleri kökten değiştirmek için hala zamanımız var ve hemen harekete geçmeliyiz.

Mesleğinizde dönüm noktası diye adlandırabileceğiniz bir yapım ya da an var mı?

Muhteşem Yüzyıl’da oynamış olmam diyebilirim. Sadece Türkiye’de değil dünyada da  görünür ve bilinir olmamıza vesile oldu. Zamanının her anlamıyla en kaliteli nitelikli yapımlarından biriydi. Büyük bir şanstı benim için. Sonraki kariyerimi olumlu ve verimli anlamda etkileyen muazzam bir dört yıl geçirdim. Senaryosuyla, yönetimiyle yapımıyla ekibiyle uzun yılların en başarılı işlerinden birinin içinde olmak gurur ve mutluluk verici. Anılarımdaki yeri hala çok özeldir.