Özgür, asi, romantik
Oyunculuk, şarkıcılık, söz yazarlığı, yönetmenlik gibi birçok alanda başarısını ispat eden Gökhan Keser hayatta mutluluğunu, şansını ve keyfini kendisinin yarattığını söylüyor ve ekliyor: Bekleyerek bir yere varılamayacağını tecrübe edenlerdenim. Her zaman ne istediğini bilen biri oldum.

Röportaj: Melis Güvenç
Fotoğraf: Jiyan Kızılboğa
Styling: Boreal Brandlifting
15 yıldan beri onu keyifle izliyoruz, dinliyoruz ve takip ediyoruz. Bu zaman içinde dur durak bilmeden sürekli üreten, ürettikçe büyüyen ve giderek de ustalaşan bir isim Gökhan Keser… 14 yaşında modellikle başladığı kariyerinde bugün geldiği noktada oyunculuk, şarkıcılık, söz yazarlığı, yönetmenlik derken birçok kimlik oluşturmayı başarmış ve her alanda da ayrı ayrı rüştünü ispat etmiş biri. Bizler onun her alanda gösterdiği başarıları övgüyle anlatsak da o bu çabasına ve başarılarına rağmen hala kontrollü adımlar atmaktan vazgeçmeyip mütavızılığı asla elden bırakmıyor. Kariyerine dolu dolu birçok dizi, film, albüm sıkıştıran başarılı sanatçıyla bundan sonrası için yapacaklarını ve peşinden koştuğu hayallerini konuştuk…
Her defasında karşımıza farklı bir sürprizle çıkıyorsun… Bu kez Loft’un marka yüzü olarak karşımızdasın… Modelliği özlemiş misin?
Dumanı üstünde çok güzel bir birlikteliğe başladık. Yıllardır beğeniyle takip ettiğim bir markayla keyifli bir yolculuğa başladığım için çok mutluyum. Modelliği 2006 yılında bıraktım fakat işimiz gereği birçok projede objektif karşısına geçiyoruz her zaman. Geçmiş tecrübelerimden de yararlanıyorum tabii ki…

Tanıtım filmini izledikten sonra biraz kafam karıştı… Biz seni şimdi nasıl tanımlayacağız asi ruhlu bir karizmatik mi yoksa, duygusallıktan vazgeçmeyen bir romantik mi? Sen hakkında nasıl cümleler kurulsun ve anlatılsın istersin?
Hepsi! Özgür, asi, kimi zaman romantik. Sloganımız ‘Cesur Ol’! Her an, her şey olabilir! Onun dışında bana sorarsan; başkalarının hakkımda ne düşündüğünü düşünmeyi bırakalı uzun zaman oldu. Herkes güzel şeyler duymak ister. Duyduğumda da mutlu oluyorum. Bunu isteyerek ya da düşünerek hareket etmiyorum.
15 yıldır Gökhan Keser’i biz keyifle izliyoruz ve dinliyoruz… Peki bu 15 yıl senin için nasıl geçti? Ne kadar keyifli, ne kadar sancılı ya da durağandı? Planladığın gibi giden bir süreç miydi?
14 yaşında aslında çocuk denilecek yaşta başladığım yolculukta inanılmaz keyifli, zaman zaman durağan dönemlerim oldu. Kendi içimde tabii ki planladığım gibiydi her şey, hala da öyle. İlk kez profesyonel olarak kamera karşısına geçtiğimden bu yana 15 yıl geçmiş ve dönüp geriye baktığımda mutsuz olduğum hiçbir şey yok. O zamanın anlarında, şu anda da, bundan sonra da içimden ne geçtiyse, o an ne olması gerekiyorsa, ne yapmak istediysem her zaman onu gerçekleştirmeye çalıştım. İçinde bulunduğumuz dünya inanılmaz gel-gitleri olan, psikolojik olarak insanı çok etkileyen ve çok yıpratan bir dünya. Her zaman ne istediğini bilen biri oldum ve 18 yaşında İzmir’den tek başına yola çıktığım Gökhan’ı hiçbir zaman bırakmadım. Tabii ki kırgınlıklarım, anlam veremediğim birçok olayla, insanlarla karşılaştım. Ama inandığım yolu asla bırakmadım. Dolu dolu yaşadım ve elimden geldiğince de öyle yaşamaya gayret ediyorum. Uzun bir maraton bu yol. Hala daha planladığım ve henüz gerçekleştirmediğim birçok şey var. 33 yaşındayım ve senin de söylediğin gibi 15 yıldır duygusal yoğunluğu yüksek, psikolojik olarak da bana göre zor bir iş yapmaya çalışıyorum. Hiçbir işin kolay olduğunu düşünmüyorum. Göz önünde olan, kitlelere hitap eden bir sektörde, her şey toz pembe gözükse de iyisiyle, kötüsüyle her zaman tadını çıkartmaya çalışıyorum. Kısmetse yolumuz uzun, heyecanım da hala ilk günkü gibi yüksek diyebilirim.

Bu süreç içinde seni yukarı taşıyan şey şans mıydı, yoksa çalışma azmin miydi?
Her insan kendi şansını kendi yaratır. Bir telefon ya da herhangi bir projeyle her an bambaşka bir serüvene sürüklenmeye müsait hayatlar yaşıyoruz. Yaptığımız işler hep ekip işi. Doğru zaman ve doğru kişilerle birleştiğinde taçlandığını düşünüyorum. Her yaptığım işte elimden gelenin her zaman fazlasını yapmaya, bir öncekinden daha iyisini gerçekleştirmeye çalışıyorum.
Peki geldiğin noktadan tatmin oldun mu yoksa bu kadar emeğe daha iyisi olabilirdi diyor musun?
Her zaman, her şeyin, herkesin daha iyisi vardır. Herkesin gözünde en iyisi olsan bile! O yüzden hiçbir zaman tatmin olacağımı düşünmüyorum.
Hiç kendi şansını kendin yaratmak durumunda kaldın mı?
Yola çıktığım ilk günden beri diyebilirim. Bekleyerek bir yere varılamayacağını tecrübe edenlerdenim.
DEĞİŞİME HER ZAMAN AÇIĞIM
Eğlenceli, hayattan tat almayı seven ve renkli zevkleri olan birisin… Biraz anlatır mısın eğlence senin için nedir, değişken zevklerin var mıdır yoksa değişime tamamen zıt mısın?
Beni kötü etkileyen her şeyden olabildiğince uzak durmaya çalışıyorum. Her zaman, her şeye rağmen, içimde fırtınalar kopsa da zaman zaman, pozitif olmaya çalışıyorum. Hayat zaten başlı başına bir eğlence. Her duygu var içinde. Kendimi her geçen gün daha da keşfettiğimi düşünüyorum. Kendi kalıplarım olsa da değişime her zaman açığım.
En büyük zevkin ve şu hayattaki en büyük eğlence kaynağın ne?
Spesifik bir şey yok aslında. Eğlenceli bir yapım var. Gülmeyi severim, eğlenmeyi severim, yakın çevremle olan dialoglarım da hep aynı pencereden baktığım dostluklar olduğu için, en büyük eğlence kaynağım onlar. Yeri ve zamanı yok o yüzden. Paylaştıkça güzel her şey.
Mesela yakın zaman içinde kendine kattığın yeni alışkanlıklar oldu mu?
Eskiye nazaran daha programlı yaşıyorum. Yeni başlangıçlar gerçekleştirdim ve bunun sorumluluğunda daha düzenli bir hayata geçtim diyebilirim nispeten. Yeni heyecanlar peşindeyim.
Eğlence ve mutluluğu birbirine bağlayanlardan mısın?
Mutlu olmadığın bir yerde eğlenebilineceğini düşünmüyorum.

MUTLULUK MADDİYATLA YAKALANMIYOR
Son dönemde sana en mutluluk veren şey ne oldu? Çok özel değilse paylaşır mısın? Seni mutlu etmek zor mudur?
18 yaşından beri bambaşka bir şehirde, İstanbul gibi kozmopolit bir yerde yalnız yaşıyorum. Aile bağları kuvvetli ve birbirine çok bağlı bir dünyaya göz açtım çok şükür. 15 senedir fırsat yarattıkça İzmir’e gidip-gelmeye çalışsam da, yeri geldiğinde işim gereği aylarca görüşmediğim çok zaman oldu. Kızkardeşim radikal bir kararla biraz da işi dolayısıyla ama mecbur olmadığı halde, eşiyle birlikte İstanbul’a yerleşmeye karar verdiler. Uzun zamandır bu kadar mutlu olduğumu hatırlamıyorum. Ben küçük şeylerden mutlu olan biriyim. Hayat her ne kadar toz pembe olmasa da, yaşadığımız dünyanın içinde mutlu olmak çok gözükse de, mutluluğun maddiyatla veya başka bir şeyle yakalanabilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Eğlenmenin yanında işine de sıkı sıkıya bir disiplinle bağlı olduğunu ve üretimden beslendiğini biliyorum… Bu sezon yine bir şarkıyla bizi mest ettin ve devamı olduğuna da eminim… Öyle mi, yeni sürprizlerin neler var?
Olmaz olur mu? Özellikle pandemi sürecinde tekrardan kalemi aldığımda çok fazla söz ve beste yapma imkanım oldu. Bunları paylaşmak için sabırsızlanıyorum. Yakın zamanda bu sefer hareketli bir şarkı çıkartacağım.
Son çıkardığın parçalar daha duygusal ritimli ve hikayesi olan parçalar… Bunun özel bir sebebi var mı?
Dediğim gibi şu an hazırda çok şarkım var. Son şarkım Yangın ballad bir şarkı. İlk albümümden sonra hep hareketli şarkılar çıkartmıştım. Uzun zamandır da böyle bir istek vardı dinleyenlerimden. Yangın’ı besteledikten sonra beni çok heyecanlandırdı. Ben de bu heyecanımı paylaşmak istedim. Özel bir sebebi yok.
Romantik şarkıların prensi diyorlar senin için, ne diyorsun bu tarz yorumlara?
Slow şarkıları yakıştıranlar çok, evet. Bu kadar çok ara vermemeyi planlıyorum o yüzden.
KİMSEYE BİR ŞEY İSPATLAMAK ZORUNDA DEĞİLİM
Müzik, oyunculuk, modellik derken her alanda hep büyük başarılar yakaladın… Bu anlamda hem müzikte, hem de oyunculukta rüştünü ispatladığını düşünüyor musun?
Kime göre, neye göre? Ben hala, her işimde sıfırdan başlıyormuş heyecanıyla hareket ediyorum. Sen rock müzik seversin başkası rap, kimi mavi rengi sever, kimi kırmızıyı. Her zaman, her yaptığım işi milyonlar dinleyecek ya da izleyecek diye bir şey olduğunu düşünmüyorum. Ne kadar çok kalbe dokunursam o kadar çok mutlu oluyorum tabii ki. Dediğim gibi hayat bir maraton. Başarılı olmak için uğraşıyorum her zaman. Kimseye bir şey ispatlamak zorunda olduğumu düşünmüyorum o yüzden.
Sahip olduğun özgüven için en büyük motivasyonun ne?
Her güne sağlıkla uyanmanın mutluluğu ve yaptığım işlerle birlikte büyüdüğüm her şey, herkes.
Büyük ses getirecek bir dönem işinde yer aldın Teşkilat-ı Mahsusa, bu filmi ne zaman izleyeceğiz? Nasıl bir film bizi bekliyor?
Hikayesi gerçek karakterlere dayalı, hem geçmiş dönemde, hem de günümüzde geçen bir proje. Kurtuluş savaşı öncesi tarihimizin ilk gizli teşkilatı olan Mahsusa’nın günümüze kadar gelmiş bir hikayesini filme aldık. Ben o zamanlarda yaşamış gerçekte de bilinen Mahsusa ajanlarından Ali Reşat Çavuş’a hayat verdim. Aksiyon sahneleri bugüne kadar Türkiye’de hiç yapılmamış kalitede bir iş. Pandemi öncesi çekimlerini tamamlamıştık. Hatta Kasım 2020’de vizyona girecektik. Fakat hiç beklemediğimiz bir döneme girince ertelemek zorunda kaldık. Şu an birçok proje gibi beklemede. Gidişata göre her şey normale dönmeye başlayacağını varsayarsak, 2022 Şubat-Mart gibi vizyona girmeyi planlıyor yapımcımız. Ama tabii dediğim gibi bu değişkenlik gösterebilir.
Sinemada farklı türde karakterlere hayat verdin. Bundan sonrası için bu durumda bir değişiklik yapmak istiyor musun? Mesela daha aksiyonu yüksek roller tercihim diyor musun?
Belli bir tercihim yok. İnandığım her role hayat vermek isterim. Kendinden farklı bir karaktere can verme durumu heyecanı yüksek bir tecrübe. Aksiyonu yüksek işleri de çok seviyorum. Uygun proje olursa tabii ki seve seve oynarım.

KAMERA ARKASINDA OLMAYI PLANLIYORUM
Peki kamera arkasına olan ilgin ne durumda? Kurduğun prodüksiyon/yapım şirketi yönetmenliğe doğru bir adım olabilir mi? Böyle bir şirket kurmanın hikayesi nedir?
Kamera önünü de, arkasını da çok seviyorum. Kısa sürede Ge Media olarak çok güzel işler gerçekleştirdik. Kendi şirketimi kurmadan önce bir klibimin aynı zamanda yönetmenliğini de gerçekleştirmiştim. Bundan sonraki işlerimde de aynı zamanda kamera arkasında olmayı planlıyorum. Yazmayı seviyorum. Bugüne kadar hikayesi olan kliplerimin hepsinin senaryosunu ‘ikisi hariç’ ben yazmıştım zaten. Yarın öbür gün bu başka bir klip olur ya da senaryosunu yazdığım bir film de olabilir. Artık şarkılarımı da kendi şirketim üzerinden çıkartıyorum. Hikayesi de buradan başladı diyebilirim. İlk önce bir müzik şirketi olarak başlamayı planlıyordum. Fakat sonrasında daha önce yapmış olduğum bir sinema filmi ve televizyon filminde birlikte çalıştığım uygulayıcı yapımcı arkadaşım Erkan Gültekin’le bu hayalimi paylaştığımda, aynı hayalleri kurduğumuzu gördük bir buluşmamızda. Sonrasında her şey öyle başladı diyebilirim. Çok iyi ve tecrübeli bir ekibimiz var. Geriye çok kaliteli ve güzel işler bırakacağımızı düşünüyorum.
AŞK O KADAR BASİT DEĞİL!
Neredeyse üretim vermediğin bir alan kalmamış peki bu arada özel hayatın ne durumda? Hayatında biri var mı? Yoksa olmasını istiyor musun?
Şu an hayatımda kimse yok. İşime, sevdiklerime, kendime odaklıyım. Biri olsun veya olmasın diye de hiç düşünmedim açıkçası. İsteyince olabilen bir şey mi? Öyle olabileceğini düşünmüyorum. O kadar basit değil aşk. En azından benim lugatımda.
Röportajın devamını okumak için tıklayın…
