Sorry, no posts matched your criteria.

Ninelerimizin nakışlarına modern bir dokunuş

İllüstratif nakış sanatçısı Leyla Aslan adeta bir ressam edasıyla kasnağını tuval, iplerini de boya olarak kullanıyor. Annelerin, ninelerin çeyizlerinden aldığı ilhamı günümüzle harmanlayan Aslan, online eğitimlerle de meraklısına iğne iğne nakış işletiyor.

Röportaj: Rana Demir
Fotoğraf: İlkay Kaya

‘O kız’ bölümünün bu ayki konuğu, kariyerini illüstratif nakış üzerine kuran ve modern nakkaş diye de tanımlayabileceğimiz Leyla Aslan…

İllüstratif nakışa kaç yaşında başladın, nasıl merak sardın? 
1995-1996’da Olgunlaşma Enstitüleri vardı birçok büyük şehirde. Nakış merakım o okullarda başladı. 2 yıl geleneksel nakış eğitimi aldım. Daha sonrasında sürdürmedim. O zaman öğretmen olma yetkimiz vardı okuldan mezun olduktan sonra. Küçük yaşta kurumsal şirketlerde çalışmaya başladım. Yıllar içerisinde çocuklarım oldu. Çalışmaya ara verdim. Bir dönem fotoğrafçılık yaptım. Sonra nakışa tekrar geri döndüm. Öğrendiğim nakışı yapmak birçok kişi gibi bana da biraz sıkıcı geliyordu. Benden önceki kuşakta da hep çeyiz olarak görülüyordu. Biraz resim yapar gibi düşünmek istedim. İplikleri de öyle kullanmak istedim. İlk yaptığım zaman bu kadar ilgi çekeceğini düşünmemiştim. Bir şeyin takdir görmesi mutlu eden bir şey. Aktif sosyal medya kullanıcısı olduğum için yaptıklarımı paylaşmaya başladım. Özellikle Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu filmindeki sahneyi yaptıktan sonra çok ilgi görmeye başladı. O filmden çok etkilenmiştim herkes gibi. Filmin o sahnesi tamamen gözümde canlandı. Başlarken “Ne yapıyorsun sen? Boş boş şeylerle uğraşıyorsun? Bu iş sana ne kazandıracak ki” diyen çok oldu. Sonrasında eğitmenliğe başladım.

Peki o çalışma dönüm noktası mıydı senin için? 
Evet, dönüm noktasıydı. Çünkü daha öncesinde de yaptığım işlerde aslında epey ilgi görmüştü. ALİKEV yararına satmıştım birkaç işimi. Ben tarihi yapıları çok seviyorum. Haliyle araştırıyordum onları. Devrim Erbil resimlerini bilirsiniz. Sonra Devrim Erbil’le tanışmak istedim. Bir işimi gidip atölyesine bıraktım. Bir hafta sonra telefon geldi “Görüşelim” diye. Sonra Devrim Hoca ile bir resim seçtik. “Hangi güzel sanatları bitirdin” diye sordu. Ben de “Güzel sanatlara gitmedim” dedim. Bu onun çok ilgisini çekti. Orada öyle başladık. O iş de altı ay sürdü. Sonra film afişini Twitter’da paylaştığımda inanılmaz ilgi çekti. Ben de şaşırdım açıkçası. Bu sırada eğitimler de başladı.

BİRÇOK KİŞİ NAKIŞ İŞLEMEYİ MEDİTASYON OLARAK GÖRÜYOR

Peki “Bu iş sana ne kazandıracak ki” diyenlere şu anki cevabın ne olur? 
Bir kere özgüven anlamında bana çok katkısı oldu. Kendimi tanımama, hayatıma çok etkisi oldu. Bazı vermek istediğim kararları da tetikleyen bir şey de oldu bu. Maddi olarak da bir kadın için tek başına yaşamak zaten ülkemizde çok zor. Yine kazandığımı işime yatırıyorum ama tek başıma da yaşayabiliyorum. Çok güzel geri dönüşler alıyorum. Benim için çok kıymetli bu. Bu işi meditasyon olarak gören de çok kişi oldu. Birçok kişi güncel kaygılarından ve sorunlarından uzaklaştığını söylüyor. Bunu ben de yaptığım için yakinen biliyorum. Derslerime katılan ya da katılmayan birçok kişi bundan ilham aldı ve kendi hesaplarını açtı. Kadın kadını desteklemelidir.

Eğitimler nasıl başladı? İnsanlar sana nasıl ulaşıyor? 
Instagram’dan bir mesajla bile ulaşabiliyor insanlar. Genellikle talepler doğrultusunda dersleri organize ediyorum.

Kaç kişi oluyor mesela eğitimlerde? 
Pandemiden önce şehir dışı eğitimlerinde 15 kişiye kadar çıkıyordu. Ankara’da artık üç kişi, maksimum dört kişi oluyor.

Online nasıl devam ediyor? Pandeminin etkisi ne oldu? 
Başta online yapmakta çok kararsızdım. Çünkü bu elle yapılan bir şey olduğu için göstermek gerekiyor. Ama online da oldu. Biraz daha çok konuşuyorum orada. Online birçok iş yapılabiliyormuş, bu süreçte bunu gördük. Belki birebir eğitimden daha fazla gayret gösteriyor öğrenciler ama o gayret sayesinde daha hızlı öğreniyorlar.

Röportajın devamını okumak için tıklayın