Sorry, no posts matched your criteria.

Mutluluk haklılıktan çok daha değerli

Hayat verdiği birçok karakter gibi ‘Yalancı’ dizisindeki Deniz rolünü de nefeslerimizi tutarak izlediğimiz Burçin Terzioğlu “İlişkide kim haklı” sorumuza “Kimse” diyor ve ekliyor: İlişkide haklı olmaya çalışmak huzur bozuyor. Mutluluk haklılıktan daha değerli. Bir yerden sonra bunu çözüp o yarışı bırakınca sadece ilişkinin tadını çıkarıyorsun.

Röportaj: Mukaddes Kaya
Fotoğraf: Jiyan Kızılboğa
Styling: C’est La Vie
Mekan: Büyükyalı

Oyunculuğun çok yakıştığı ender kadınlardan biri. Oyunculuk için yaratıldığı her halinden anlaşılan müthiş bir yetenek. Doğal ve duru oyunculuğu ile hayat verdiği karakterleri adeta devleşerek oynadığı bir gerçek. Çok güzel gülüyor ve bakıyor, içten ve gerçekten. Doğal güzelliği, etkileyici bakışları, müthiş fiziği ve sınır tanımayan derin oyunculuğu ile Burçin Terzioğlu şu sıralarda ilgiyle izlenen ‘Yalancı’ dizisiyle ekranlarda, keyifli bir söyleşiyle de Re Touch Mag sayfalarımızda.

Sana “Çocuk oyuncu olarak başladın” cümlesiyle bir soru sormak artık anlamsız olur çünkü yıllar içinde seni sayısız unutulmaz projelerde izledik. Ancak yine de bugünkü Burçin ile o ilk set günündeki Burçin karşı karşıya gelse birbirlerine ne öğütlerlerdi; bunu sormak isterim.

Güzel bir karşılaşma olurdu… Önce sıkı sıkı sarılırdım ona, öper koklardım. “Yorgunluklar yüzünden kimse duymasın diye sessiz sessiz ağladığın geceler olacak, özel günlerinde olmak istediğin yerde olamayacaksın, hayatını projelerle bölüm anılarıyla hatırlayacaksın, engellere takılıp düştüğün zaman el uzatan olmayacak belki ama sen azimle, aşkla, saygıyla oyunculuk yapmaya devam edeceksin. Hayran olduğun oyuncularla sahne paylaşıp ellerinden ödüller alacaksın. Sakın oyuncu olmaktan vazgeçme küçük kız, o senden vazgeçmeyecek çünkü” derdim. Güçlü bir kız çocuğuydu o, gerçekler onu korkutmaz nasıl adım atacağını, nelerle karşılaşacağını bilir ve öyle yürürdü yolunda. Ve tüm zorluklara rağmen tünelin ucundaki ışığı görürdü.

Ayırması elbette ki zordur ama sende en farklı, unutulmaz yere sahip proje, karakter neydi oynadıkların arasından?

Her projemin benden aldıkları ve bana kattıkları oldu. Kimisi tam vazgeçmişken beni tekrar setlere döndürdü, kimisi “Şu işte oynayan kız”dan ismimin öğrenilmesine sebep oldu, kimisi benim daha çok yolum var, öğrenmem gerek dedirtirken kimisi de oldu galiba çığlıkları attırdı. Azad, Deniz, Ayşegül mesela onlar benim güzel kızlarım. İyi ki hepsiyle tanışıp onlarla uzun zaman birlikte yaşamışım. Bir ömür unutulmayacak isimler benim için.

TÜRKAN ŞORAY’IN ELİNDEN ÖDÜL ALMAK GURUR VERİCİYDİ

Bugüne kadar yer aldığın projelerle hep övgüleri topladın, hep çok konuşuldun oyunculuğunla, ödüller aldın… Bu süreçte kariyerin adına “Benim için unutulmaz bir andı” diyebileceğin bir anını paylaşabilir misin? (Bu senin için önemli birinden duyduğun bir cümle ya da bir ödül anı da olabilir)

Türkan Şoray’ın elinden ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünü aldığım andı. Çocukluğumdan bu yana hayranlıkla izlediğim, usta bir ismin elinden o ödülü alıyor olmak hem çok heyecanlı hem de çok gurur vericiydi benim için.

‘Yalancı’ dizisi ile ekranlardasın; bir kadın hikayesi ile karşı karşıya olsak da bu sefer ciddi anlamda erkek bakış açısı da görüyoruz. Oldukça farklı bir kurguya sahip. İzleyicinin yalancının kim olduğunu dizinin başlarında öğrenmesi bu hikayeye sence nasıl bir farklılık, boyut kattı?  

Yalancının kim olduğunu daha fazla uzatamazdık. Yalan, bir kadının tecavüze uğradığını iddia ettiği ve adamın yapmadığını söylediği bir durumdan ortaya çıkıyordu. Burada kadının yalancı olma ihtimalini uzatmak, bir kadının böyle bir konuda yalan söyleme ihtimali olduğunu göstermek etik açıdan kabul edilir olamazdı. Bunu yapan erkekleri cesaretlendirecek misin ya da böyle korkunç şeyler yaşamış kadınları hak aramaya teşvik mi edeceksin. Bence doğru olan kadının haklı olduğunu olabildiğince hızlı göstermekti. Zaten orijinalinde de 3. bölümde çıkıyordu.

‘Yalancı’ ilk bölümü yayınlandığı andan itibaren ‘Adeta dijital proje tadında ve kalitesinde’ gibi yorumlar aldı. Televizyon dizi dünyasında böyle farklı, cesaretli işlerin yer almasını sen nasıl değerlendiriyorsun? İzleyiciye farklı bakış açıları getirir mi sence ‘Yalancı’?

Biz de yola çıkarken bu niyetle çıktık. Farklı, belki riskli bir projeydi, seyircinin almaya izleme alışık olduğundan başkaydı. Dijital tadında bir dizi yapmak istedik ‘freetv’ye! Çekim tarzı olarak da, anlatım dili olarak da başka bir şey yapmaya çalıştık. Seyirciye tecavüzü anlatırken bile bu durumdan bir kare dahi göstermedik. Saçından sürüklenen, kanlar içinde dayak yiyen, boyun eğen bir kadın yazmadık, oynamadık, çekmedik. Alışa gelmiş bazı işlerin aksine reyting alır diye şiddet güzellemesi yapmadık. Hayatta olan gerçekleri bir de bu taraftan izleyin dedik. Tecavüze uğrayan ama hakkını aramaktan asla vazgeçmeyen bir kadını gösterdik. Bence izleyici yeni ve daha kaliteli işleri hakediyor. Tabii bu sürelerle, talep gören başka tarzlarla ve bu reyting sisteminde savaş vermek hiç de kolay olmuyor.

‘Yalancı’yla birlikte eminim pek çok kadına ilham oldun, onlara cesaret verdin. Bu anlamda izleyiciden aldığın ve kalbine dokunan en anlamlı yorum neydi senin için?

Son dönemde yaptığım dizilerden sahneleri ve repliklerimi bir kolaj yapıp altına Türkiye’nin en başarılı feministi yazmış bir sosyal medya kullanıcısı. Önce gülüp sonra bir düşünmüştüm. Feminizmi sözlük anlamıyla düşünüp onun üzerinden konuşacak olursak başarılı mıyım onu bilmem ama kadın hakları konusunda farkındalık yaratmak adına çalışkanım diyebilirim.

‘Yalancı’da yönetmeniniz de kadın, Hülya Gezer. Bir kadın gözünden bu hikayenin yorumlamasını nasıl buluyorsun? 

Bir kadın yönetmenin gözünden, bir kadın hikayesinin anlatılması kadın oyuncu adına büyük bir lüks. O gecenin sabahına uyandığında karakter ilk ne düşünür, duşta nasıl yıkanıra kadar özgürce konuşup aynı şeyi hissedebileceğin bir kadınla çalışmak çok konforlu. Monitörün başında izlerken ne hissedip, ağladığını ben biliyorum, ben ne düşünüp oynuyorum o biliyor. Ekibimiz kadın ağırlıklı. 2. yönetmenimiz de bir kadın. Ceren. Çok empatik bir atmosferde çalıştım her sahnede. Çok şanslıyım yani.

Dizinin orijinalini izlemiş miydin? Bu tür uyarlamalarda mesela gelen metin bir roman uyarlamasıysa romanı da mutlaka okur musun? Ya da orijinalini izlemenin ne gibi avantaj ve dezavantajları olur?

Sonunu bilerek oynamak gibi bir his uyandırmıyorsan ekrandakilere bir riski yok. Ben uyarlamayı tercih ederim. Hem yazar için hem yönetmen hem de oyuncu için bir yol haritası çıkarıyor. Bel kemiğini oluşturan ana hikayeyi bilmek, birkaç bölümle sete girmek güzel bence.

Röportajın devamını okumak için tıklayın…