Sorry, no posts matched your criteria.

Miray Daner: Ya başaramazsam diye hiç düşünmem

Oyunculuğa 7 yaşında başlayan, o zamandan bugüne de başarı basamaklarını hızla tırmanan güzel yıldız Miray Daner, içinde bulunduğu her projenin kendisine ayrı sorumluluk yüklediğini söylüyor ve ekliyor: Ama hiç ya başaramazsam diye düşünmem, üstüme düşeni en iyi şekilde yapmaya odaklanırım.

Röportaj: Mukaddes Kaya
Fotoğraflar: Emre Karataşoğlu
Styling: Ces’t La Vie
Saç: Akın Ünal
Makyaj: Aynur Kabak
Video: Yuşa Ebrar Dursunoğlu
Mekan: Radisson Blu İstanbul Ottomare

Işıldayan bir genç yıldız. Müthiş bir enerjisi, su gibi güzelliğiyle girdiği her ortamda pırıl pırıl parlayan bir aurası var. Yosun yeşili gözleri ve müthiş yeteneğiyle göz kamaştıran bir oyuncu olduğu gerçek. Hayata bakışı, neşesi, güzelliği ve samimiyetiyle herkes tarafından çok sevilen ve beğenilen bir yetenek. TRT 1’de yayınlanan ‘Kara Tahta’ dizisinde hüzünlü, mutsuz, genç yaşında omuzlarında birçok sorumluluk taşıyan ve aşkı arayan Irmak karakterini başarıyla canlandıran Miray Daner, gerçek hayatında ise çok mutlu ve aradığı aşkı bulmuş. Mayıs kapağımızın bahar çiçeği Miray Daner, tüm samimiyeti, neşesi, gençliği ama bir o kadar da olgun ve ne istediğini bilen haliyle karşınızda.

Artık büyüdüğünü hissediyor musun, 23 yaş sence nasıl bir yaş?

Eskiler kaç yaşındasın yerine, “Kaç bahar gördün” dermiş. Her yaş aslında bir başka bakış açısı, bir başka olgunluk, bir başka bahara şahitlik etmek. Her yıl olduğu gibi 23 yaş da yeni tecrübeler, yeni kazanımlar benim için.

Çocuk oyuncu olarak başladığın bu sektörde gerçekten büyüdüğünü hissediyor musun, nasıl keşfedildin sahi?

Oyunculuğa 7 yaşında başladım. O yaşta başlamamış olsaydım dahi hayat beni bir şekilde bu yola yönlendirecekti diye hissederim hep. Biraz tesadüf, biraz benim için çizilmiş bir yol gibi başlama hikayem. Küçükken gezmeye gittiğimizde hep yolda çevirip ajans kartlarını verirlerdi aileme. En sonunda bir tanıdığımızın ısrarıyla ajansa gidip fotoğraf çektirmem, ardından da ertesi gün kendimi sette bulmamla başlayıp, bugüne kadar devam eden bir serüven oldu. Çok şükür hep çok iyi ustalarla çalışma fırsatım oldu. Küçük yaşta mesleğe başlamış olmak avantajlı bir durum oldu benim için bu yüzden şanslı hissediyorum kendimi. Öğrenmeye çok açık olduğum bir yaştı dolayısıyla çok gözlemledim, çok dinledim. Mesleki anlamda ise hep 7 yaşındaki Miray’ın merakı, heyecanı ve azmini hissediyorum.

Genç yaşta başrol oyuncusu olmak omuzlarına bir yük bindiriyor mu, ya başaramazsam korkuların oldu mu hiç?

Başrol veya yan rol diye bir ayrımım hiçbir zaman olmadı. İçinde bulunduğum her proje, hizmet ettiğim senaryo tabii ki her zaman bir sorumluluk yüklüyor. Ama hiç ya başaramazsam diye düşünmem, üstüme düşeni en iyi şekilde yapmaya odaklanırım. Günün sonunda yaptığımız iş bir ekip işi başarıda da başarısızlıkta da hepimiz pay sahibiyiz.

KADINLAR OLARAK ÖNCE KENDİMİZE OLAN GÜVENİ KAZANMALIYIZ

Yeni diziniz ‘Kara Tahta’ nasıl bir proje, nasıl dahil oldun?

TV projesinde uzunca bir süre yer almamıştım ve özlediğimi fark ettim. Dijital diziler ve sinema filmimden dolayı da uzun süredir televizyondan gelen projeleri olumlu anlamda değerlendirememiştim. ‘Kara Tahta’ zamanlama ve hikaye olarak uygunluğu olduğuna inandığım bir projeydi ve içinde yer almaktan mutluluk duyduğum bir iş oldu.

Dizide canlandırdığın Irmak karakteri genç yaşında hayatın yüklerini omuzlarına almış bir genç kız, zorluklarla savaşıyor, sence bir kadın nasıl güçlenir?

Maalesef ataerkil bir toplumda yaşadığımız için biz kadınlar toplumsal yaşamda hak ettiğimiz saygıyı görebilmek, özgürce yaşayabilmek gibi birçok konuda mücadele veriyoruz ve bunun için önce kendimize olan güveni kazanmalıyız. Bence her kadının hatta her insanın ‘ekonomik şiddet’e maruz kalmayıp kimseye mecbur hissetmemek, bağımsız yaşayabilmek, kendi kararlarını kendi verebilme gücünü içinde korkusuzca hissedebilmek için bir meslek sahibi olması gerekiyor. Ekonomik özgürlük kazanmak sadece maddi anlamda güç kazanmak anlamına gelmiyor birçok alanda daha özgür ve güçlü kılan bir durum, insanın kendi ayaklarının üzerinde durabilmesi.

‘Kara Tahta’da Furkan Andıç’la partnersin. Hakkında neler söyleyebilirsin?

Partnerlerim konusunda hep çok şanslı olmuşumdur. Furkan da severek izlediğim ve yeteneğini takdir ettiğim bir oyuncuydu. İşine olan saygısına, özenine ve azmine bu sette hayranlıkla şahit oldum. Karşılıklı oynadığı oyuncu arkadaşının konfor alanını genişletmek için her zaman elinden geleni yapan ve herkese aynı özenle yaklaşan biri. Setteki yüksek enerjisi ve işinden aldığı keyif tüm ekibe olumlu anlamda yansıyor.

Dizide sana sırılsıklam aşık olan Bekir adında bir karakter var. Tutkulu ve hırslı bir aşk onun yaşadığı, sen gerçek hayatında böyle bir aşk ister miydin?

Öncelikle Bekir’i canlandıran Kerem Arslanoğlu’nun performansını hayranlıkla izlediğimi söylemeden geçemeyeceğim. Bekir’in aşkı tutkudan ve hırstan ziyade saplantısal boyutta hastalıklı bir aşk. İnsanların sevmesinden ziyade sevme biçimini  önemserim. Asıl önemli olan kişinin karşı tarafa sevgisini nasıl gösterdiğidir çünkü. Ülkemizde işlenen kadın cinayetlerinin yüzde 95’inin nedeni de bu hastalıklı sevme biçimi. İlişkilerin sağlıklı ilerlemesi için her şeyin dozunda ve birbirine saygı duyarak yaşanması taraftarıyım. Gerçek hayatımda da böyle saplantılı bir sevgiye maruz kalmak istemezdim. Sevgili hemcinslerime de duygularına, alanına, düşüncelerine saygı duymayan hoyrat seven insanlardan uzak durmasını, ‘şiddetle’ değil ‘sevgiyle’ tavsiye ediyorum.

Röportajın devamını okumak için tıklayın…