Her renge sahibim ama hiçbir renge ait değilim
Kariyerinde emin adımlarla ilerleyen ekranların mavi gözlü jönü Birand Tunca, hakkında yakışıklı oyuncu yerine, oyuncu ve yakışıklı olarak anılmak istediğini söylüyor. “Her renge sahibim ama hiçbiri renge ait değilim” diyen genç oyuncuyu çok yönlü ve tahmin edilemez biri olarak yorumlamak da yanlış olmaz.

Röportaj: Melis Güvenç
Fotoğraf: Mesut Yazıcı
Styling: Eylem Yıldız
Oluversin Gari film serisiyle ilk sinema filmi heyecanını yaşayan Birand Tunca, komedi türündeki bu yapımı izleyenler tarafından çok sevildi. Canlandırdığı karakterin izleyici tarafından sahiplenilmesini olağan bir durum olarak gördüğünü anlatan Tunca, “Komedi zordur ama yöresel komedilerle insanlara ulaşmak daha kolaydır” diyor. “Oyunculukta ego olmalı mı” konusu üzerinde kafa yorduğumuz Tunca bu konuda ise ilginç ama bir o kadar da aydınlatıcı açıklamalarda bulunuyor. Hepsi ve daha fazlası Tunca ile keyifli sohbetimizde…
Oluversin Gari alışılmadık bir tarzdaki film serisiyle ekrana hem yeni bir soluk getirdi hem de çok sevildi… Sen bu projeyi ve ilk film heyecanını nasıl anlatır, nasıl yorumlarsın?
Benim için de farklı bir deneyim… Ama çok keyifli bir süreç oldu… İzleyicinin de aynı duyguları paylaşmasından dolayı çok memnunum…
Canlandırdığın karakter Güney de izleyici tarafından çok çabuk sahiplenildi, buna ne diyorsun? Güney’in senin için nasıl bir anlamı ve değeri var anlatır mısın biraz?
Güney ütopik bir karakter değil nihayetinde… Bizden biri… Belki en yakın arkadaşınız ya da komşunuz… Sevilmesi ve sahiplenilmesi olağan bir durum bence… Benim de yakın bir arkadaşım gibiydi. O yüzden kafa kafaya verip aynı masada içimizi rahatça dökebildik birbirimize…

SANIRIM BEN ŞEHİR İNSANIYIM
Komedi yaparken izleyenleri “Ya güldüremezsem” korkusu yaşadığın hiç oldu mu?
Evet çünkü komedi zordur… Ancak komedi doğru kişilerde doğru noktaya ulaştığında basittir. Yöresel komedilerde insanlara ulaşmak daha hızlıdır. Hemen bir tanıdığına benzetildiğimiz için doğru noktaya çabuk ulaşılır. Kaygılarım illaki oldu ama bazen de o kaygılarımız güldürdü… Bu yüzden ben mümkün olduğunca şeffaftım ve bu sayede korkumun üstesinden gelebildim.
Peki sen şehir temposundan asla vazgeçemeyen bir modern çağ çocuğu musun yoksa ilk fırsatta kendini kırsala, doğaya atan biri misin? Bir gün, bir Ege kasabasına yerleşme fikrin var mı mesela?
Her fırsatta kendimi doğanın içine atarım. Ama keşke orada yaşasaydım gibi bir düşüncem yok. Şehir temposuna alışınca insan sadece nefes almak ve tinsel olarak dinginlenmek için kaçmak istiyor. Onun dışında şehir insanıyım sanırım…

Oluversin Gari’de seni her şartta ve koşulda aşkından vazgeçmeyen biri olarak izliyoruz… Peki gerçek dünyada nasıl bir aşıksın? Güney’le benzeşen ve ayrılan yönleriniz neler?
Aşk demek yerine tutku demek daha uygun benim için… Ben de tutkumun peşinden vazgeçmeden koşarım. Bu yönü ile birebir aynıyız diyebilirim. Ama Güney fazla başına buyruk bir karakter, o konuda biraz ayrı düşüyoruz. Ben sorumluluklarımı o kadar görmezden gelemiyorum maalesef…
İki gönül bir olunca her şeyin hallolacağını düşünenlerden ve öyle yaşayanlardan mısın?
Evet… Duygular dışında her şey geçici ve doldurulabilirdir…
Şu an özel hayatın ne durumda… Aşk hayatının neresinde bulunuyor?
Fazla özel bir yerinde duruyor… Ben bile pek kurcalayamıyorum…
Aslıhan Malbora ile nasıl bir ikili oldunuz sence?
Aslıhan keşke daha önceden çalışabilme fırsatım olsaydı dediğim ve aynı zamanda arkadaşım. Uyumlu bir set geçirdik.

ZORLAMA SONLU HİKAYELERİ PEK SEVEMİYORUM
Her hikaye mutlu sonla bitmeli mi sence? Bir seyirci olarak izlediğin yapımlarda görmek istediğin final sahneleri genellikle nasıl olursa o yapım seni tatmin eder?
Hikayelerin kendi içerisindeki tutarlılık sonunu hazırlar bence… Eğer mutlu bir sona evriliyorsa mutlu bitmesi, eğer evrilmiyorsa hüzünlü bitmesi beni tatmin eder. Zorlama sonlu hikayeleri pek sevemiyorum…
Kariyerinde kim gibi bir oyuncu olmak ve anılmak istersin?
Her röportajda dediğim gibi mesleğe bakış açısıyla Daniel Day Lewis gibi olmak. Size şunu örnek vereceğim… Yakışıklı oyuncu diye anılmaktansa, oyuncu ve yakışıklı olarak anılmayı tercih ederim.
Röportajın devamını okumak için tıklayın…
