Sorry, no posts matched your criteria.

Ebru Şahin: Aşk sevgiye dönüşmez sevgiyi içine katar

At binip kılıç kuşandığı Destan dizisiyle ekranları dolduran, basketbol gururumuz Cedi Osman aşkıyla da yüreklerimizi ısıtan güzel oyuncu Ebru Şahin, bakın aşkı nasıl tarif ediyor: Aşk; sevgiye dönüşmez sevgiyi içine katar, güvene dönüşmez güveni içine katar, tutkuya dönüşmez onu içine katar.

Röportaj: Mukaddes Kaya
Fotoğraflar: Lara Sayılgan
Styling: Ces’t La Vie
Video: Yuşa Ebrar Dursunoğlu
Saç: Akın Ünal
Makyaj: Alev Kaya
Saç Asistanı: Görkem Gürer,
Makyaj Asistanı: Ceren Özer
Fotoğrafçı Asistanı: Salih Yılmaz
Mekan: Swissotel The Bosphorus

Pozitif enerjisi, samimiyeti, sıcaklığı ve içtenlikle harmanlanmış kocaman bir kalbi var. Baharın kokusunu karşısındakine hissettiren, hayata hep gülerek bakan, özgür ruhlu, kendine özgü ve mücadeleci bir genç kız. Özellikleri bu kadarla da sınırlı değil. Güzelliği ve gülen gözleriyle tüm zamanların en sevilen oyuncularından biri oldu Ebru Şahin. Enerjisi ve çalışkanlığıyla işine son derece hakim ve saygılı. Destan dizisinde at biniyor, kılıç sallıyor, kadının gücünü sembolize ediyor ve muhteşem fiziği ile kendisine hayran bırakıyor. Kıvırcık saçları, güzelliği, tatlılığı ve yeteneğiyle yeni yıldızımız Ebru Şahin karşımızda…

Oyunculuk seni nasıl geliştirdi, neler değişti hayatında? Yoksa aynı Ebru musun?  

Daima gelişime ve değişime inanan biriyim. Gözlem yapmayı, olaylar karşısında insanların tepkilerini, jest mimiklerini izlemeyi ve kendimce değerlendirmeyi, bunları objektif sıyırarak “Nerede yararlanabilirim”i düşünmeyi çok seviyorum. Oyuncu olarak iş seçimimde yaşayacağım tecrübeleri düşünmek ve bundan keyif almak, toprağın altındakileri gün yüzüne çıkarmak hayatımda çok güzel bir yol felsefesi oldu. Hem mental hem de fiziki anlamda çok şey kattı hayatıma. İnsanları daha objektif ve detaylı gözlemleme yeteneğimi geliştirip, bir duygunun sonsuz olasılıkla aktarımı olabileceğini öğretti. Söylenenle kastedilenin arasındaki nüansları algılama potansiyelimin artmasını ve elbette fiziksel anlamda yeni beceriler edinmemi, var olan potansiyelimi daha etkin ve verimli bir şekilde kullanmamı sağladı. Hayatımda değişen bir şey yok diyemem tabii ki değişen şeyler oldu ancak bunlar hiçbir zaman kibir gibi negatif duygulardan beslenmeyecek, daha çok pozitif enerjilerle; samimiyet, sıcaklık ve içtenlikle harmanlanacak ki bu, herkesten önce kendime verdiğim bir söz. Oyuncu olmanın ve aldığın sorumlulukları yerine getirmenin her ne kadar zor yanları varsa da milyonların sevgisini ve heyecanını hissetmek benim için ifade edemeyeceğim kadar kıymetli ve hayat mücadelemin boşuna olmadığını gösteren harika bir detay.

Bir dönem dizisinde oynuyorsun, Destan dizisine nasıl hazırlandın?

Kadınlar olarak hayat boyu bir aksiyonun ve varoluş mücadelesinin içindeyiz. Bunu ekrana taşıyıp tarihimizde ve içimizdeki cesur kadınları göstermek, kadınlar adına güçlü bir aksiyon becerisi ortaya koyabilmek ve bu kadınların alışılmış kahraman algısının dışında poz kesmeden gerçek duygularıyla güçsüz ve güçlü yanlarıyla ama var olduklarını anlatabilmek istedim. Şanslıyım ki bu hayalimi profesyonel bir çalışma ortamında, verilen emeklerin de boşa gitmediğini görerek gerçekleştirme fırsatım oldu. Destan geldiğinde 3 sezonluk Hercai projemiz yeni bitmişti. Karakterler arasındaki ayrımı yapmak, dinlenemeden başka bir yolculuğa çıkmak tatlı bir stres yaratsa da büyük bir özveri ve keyifle 4 ayımı çiftlikte geçirdim. Her gün üstüne katarak sınırlarımı zorlamak bana çok iyi geldi. Ulaşabildiğim her şeyi okumaya, altındaki tarihi görmek, duyguları anlamak için her kabuğu kırmaya çalıştım. Ruhsal ve fiziksel gelişim, işimizin ruhuyla bütünleştiğinde daha heyecanlı bir hal aldı. Aldığım tepkilere göre de ortaya gerçek bir Akkız çıktığı için çok mutluyum.

KADININ YERİNİN HENÜZ YOZLAŞMADIĞI BİR DÖNEMİ ANLATIYORUZ 

Destan dizisi nasıl bir destanı anlatıyor?

Orta Asya’da daha önce işlenmemiş ve Türkiye’de ilk defa çekilen bir dönemi, çatışmalarla, aksiyon ve gerçeklikle, duyguyla, aşkla ve ilk defa güçlü bir kadın karakter üzerinden kendi gerçekliğimizde anlatmaya çalışıyoruz. Türklerin geldiği yeri ve o ruhu tekrar önce kendimize sonra insanlara hatırlatıyor olmak da enteresan bir haz veriyor. Kadın ve erkeğin el ele mücadelesini anlatan bir destan ve kadının toplumdaki yerinin henüz yozlaşmadığı bir dönem. Bu yüzden kadınların aslında esas kültürümüzde ne kadar etkin bir yerde olduğunu göstermek ve izleyiciye sahip olduğu geçmişten kesitler sunabilmek hikaye anlatıcılığını daha keyifli kılıyor.

At binmek, kılıç kullanmak sporla ilgili tempo gerektiriyor, sıkı bir sporcusun zaten, hangi sporlarda çok iddialısın?

Küçük yaşlardan beri basketbol, voleybol, atletizm gibi birçok spor dalıyla ilgilendim. Hepsiyle aynı anda ilgilenmenin zorluğu ve öğretmenlerimin teşvikiyle atletizmde karar kıldım ve bölgesel olarak da birçok madalya aldım. İstanbul Üniversitesi’nde ise bölümüm gereği sporun birçok branşıyla uğraştım. “Hangi sporda çok iddialısın derseniz” buna net bir şey diyemem çünkü hayatımın hiçbir yerinde büyük iddiaları sevmiyorum. İddiam olduğunu söyleyerek vakit harcamaktansa ortaya koyduğum sonuçlarla iddiamı göstermek daha çok tercihim olacak bir yol.

Basketbolla aran nasıl peki, takım tutar mısın, hangi takım?

Çalışma tempomdan dolayı üniversiteden sonra çok takip ettiğimi söyleyemem ama şu an eş durumundan (gülüyor) gece maçı fanatiği oldum diyebilirim. Futbolda da basketbolda da karşılaşmaları çok seviyorum ama Spor Bilimleri Fakültesi’ne girdiğim yıl ülkede eskiden olan mücadeleci ve gerçek spor ruhunun kaybedildiğini düşündüğüm için takım tutmama kararı aldım. Sadece güzel mücadeleleri izlemeyi seviyorum. Benim için asıl olan izlediğim şeyden aldığım keyif. Bunu bulduğum her maçı ve takımı izleyebilirim.

İki ünlü insanın birlikteliğinin zorlukları vardır mutlaka, biz güzel yanlarından bahsedelim mi?

İkimiz de sevdiği işi yapan, bunun getirisi olarak da tanınırlığı olan kişileriz ama hayatımızı bunun çevresinde şekillendirmiyoruz. Bir insanla kurduğun gönül bağının ve hayatının dışarıdaki saldırılara bu kadar açık olması zor olsa da yaşadığınız aşkın gerçekliğini bilen veya hisseden insanların güzel dileklerini almak, bu sevginin etrafında koca bir çembere dönüşmesi harika bir mutluluk. Biz daha çok bu kısma odaklanıyoruz ve sevdiğiniz insanın insanlar tarafında takdir edildiğini görmek de tabii ki sizin için ayrı bir gurur kaynağı oluyor. Etrafımızda böyle bir çember varken önceliğimiz doğru bildiğimiz yolda hayallerimizi gerçekleştirmeye çalışırken, adımlarımızı insanların hayatında etkili bir yer bırakabileceğinin bilincinde olarak ve ince bir süzgeçten geçirerek atmaya çalışmak. İlham olabilme, cesaret verebilme ve birilerinin hayatına dokundum da geçtim diyebilme şansını en verimli şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz.

DÜĞÜN ANİDEN DE OLABİLİR, UZAK BİR TARİHTE DE…

Çok yoğun çalışıyorsun, nişanlınla aranızda kıtalar var, hiç görüşemiyorsunuz nasıl olacak bu işler, gözden ırak olan gönülden de ırak olur mu?

İlk günden beri hiçbir şeyimiz planlı değildi. 2 sene önce böyle bir ilişki yaşayacağımı söyleseler “Aynı şehirde bile biriyle böyle bir duygu yaşayamam” derdim. Ama bu bana hayatın hiç anlamadığım bir yanını gösterdi. Mesafelerin zorlayıcı olsa da aranızdaki bağı daha güçlü ve daha gerçek kılabileceğini. Zaman bizi nereye götürür bilmiyorum. Ama akışta olmayı ve birbirini bulduğuna inanan iki insanın başka bir düzen inşa etmek etmek için daha fazla motivasyonu ve enerjisi olduğunu biliyorum. Kalp aynı heyecanla atarken uzaklık sadece coğrafi konumu belirler ve bizim için mesafeler sadece bundan ibaret.

Röportajın devamını okumak için tıklayın…