Takılarım, hayallerimi forma dönüştürdüğüm bir mucize
Tasarımlarını aşkla yapan, mesleğine yıllarını vermiş ünlü takı sanatçısı Meral Saatçi “Çalışmaya başladığımdan bu yana sınırlarımı aşma, belki de kendimi keşfetme yolculuğumu yaşıyorum. Hayat ilham için yeterince zengin. Görebilmek lazım” diyor.
Röportaj: Rana Demir
Meral Saatçi neredeyse çeyrek asırdır kendi gibi zarif takılara imza atan bir sanatçı. Takıları yurtdışında büyük ilgi gören ve sosyal sorumluluk projeleri hayatında önemli bir yere sahip olan Meral Hanım ile çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…
Washington DC National Museum’da ilk Türk takı sanatçısı olarak çalışmalarınız sergilenmişti. Nasıl bir duyguydu sizin için?
Siz işinden keyif alan /aşkla yapan kişilerdenseniz, hedefiniz sadece ve hep iyi olanı yapmaksa, ödün vermeme inancına sahipseniz, kendinize ve işinize dürüstseniz, geriye baktığınızda üstüne ne koyabildiğinizi görebiliyorsanız, inanın bana, hayal bile edemeyeceğiniz şeyler yaşıyorsunuz. Benim hayatım da hep böyle oldu. National Museum’dan teklif geldiğinde inanamadım. Müthiş bir gurur, mutluluk benim için. Ürünlerimin sergi sonrası uzun süre Müze Shop’ta satılmaya devam etmesi.
Şahane bir deneyim, duygu, mutluluk..
1996 yılından bu yana Beymen Club’ın gümüş takı koleksiyonlarını siz hazırlıyorsunuz. Senelerdir farklı koleksiyonlar hazırlamak, sürekli yeni bir şeyler üretmek kolay olmasa gerek. Bu ilhamı nereden alıyorsunuz?
Gerçekten kolay değil. Ama, çoook heyecan verici. Benim için en gerçeklerimden biri, Beymen benim için bir okul. Çalışmaya başladığımdan bu yana, sınırlarımı aşma, belki de kendimi keşfetme yolculuğumu yaşıyorum. Her sezon, her yeni konsept için takı koleksiyonu hazırlamak zor ve çok keyifli. İlham için hayat yeterince zengin. Görebilmek lazım. Bakıp geçmemek. Her sezon, her toplantıdan çıktığım andaki hiç değişmeyen duygum “Dalgalanmış denizlerin durulması gibiyim.” Huzur, mutluluk, başarma duygusunun verdiği haz.

GÖBEKLİTEPE’NİN GİZEMLİ SEMBOLLERİ İLHAM OLDU
Sanat platformu İstanbul 1881’in, bütün dünyada yankı uyandıran Göbeklitepe sergisi için bir koleksiyon hazırlamıştınız. Bu koleksiyonu hazırlarken nelerden etkilendiniz?
Göbeklitepe; Yaşadığımız, sahip olduğumuz şahane coğrafyanın hazinelerinin en önemlilerinden. Dünya tarihinin mücevheri. Ve bütün bilinenleri sorgulatan, sarsan, değiştiren. Etkilenmemek mümkün mü?.. Sanat Platformu 1881’den böyle bir teklif gelmesi benim için bir lütuftu. Gizemli sembolleri yorumlayarak çağdaş, takılabilir takılar/ koleksiyon hazırladım. Gönlünü veren bir başka kişi de İngiliz ressam Ned Pamphilon. Resimleriyle sergiye artı değer katmasıyla şahane bir etkinlik oldu.
Kadın haklarını savunduğunuzu ve her zaman kadının yanında olduğunuzu biliyoruz. ‘Güçlü Kadınlar Mutlu Yarınlar’ Nar Taneleri projesinden bize biraz bahseder misiniz?
Ne kadar modern düşünce yapısına sahip olursak olalım, iyi eğitimler alalım kırılamayan ön yargılar, toplum kuralları .. vs baskıları psikolojisine hedef olmaktan kurtulamıyoruz. Göründüğümüz kadar özgür değil ruhlarımız, bedenlerimiz. Dolayısıyla hep kadın olarak kendimizi ifade etmek, kabul ettirmeye çalışmak zorunda kalmışız. Kadın/ erkek insanız hepimiz. Tabi ki özelliklerimiz farklı. Ama insanız. Eşitiz.
Boyner Grup bir kampanya başlatmıştı. ‘Nar Taneleri’ projesi. Amaç; yetiştirme yurtlarındaki genç kızlara istihdam sağlamak. Çünkü 18 yaşına geldiklerinde yurtlardan çıkarılıyorlardı. En çok desteğe ihtiyacı olan dönem. Onlar için nar bileklikler tasarladım ve ürettim. Bütün geliri onlara aktarıldı.

CAM BONCUK EĞİTİMİ HAYATIMDA İZ BIRAKTI
Sosyal sorumluluk projelerine çok değer verdiğinizi biliyoruz. Bugüne kadarki en önemli projeleriniz neler?
En önemli projem; Buna yanıt vermek zor olsa da, Down Sendromu Derneği için yaptığım projem diyebilirim. Bu proje gazetede tesadüf okuduğum ve etkisinden kurtulamadığım bir haberle, kendi içimde başladı. Onlar için kelebek bileklikler yapmaya karar verdim. Hem de o anda hayal ettiğim. Gözümün önünde uçuşan yüzlerce mutlu kelebekler. Tek başıma bile olsa. Sonra dernekle görüştüm. Ve inanılmaz bir şey oldu. Yeni bir projeleri varmış. Hayal ettiğim kelebeklerin, ‘Hoş Geldin Bebek’ projelerinin logosu olması nasıl bir tesadüf olabilir? Bu nasıl bir buluşma, enerji. Biz birlikte şahane bir proje gerçekleştirdik. Mutluluk bu.
Ünlü cam sanatçısı Michaela Köppl’dan cam boncuk yapımı eğitimini almıştınız. Bunun mesleğinize katkısı nasıl oldu? Bu tekniği takılarınızda hala uyguluyor musunuz?
Farklı malzemeler, teknikler araştırmayı, kullanmayı seviyorum. Cam da sürprizlerle dolu bir malzeme. Beykoz Cam Ocağı’nda üç hafta kadar bir eğitime katıldım. Orada kaldım. Hayatımda iz bırakan rüya gibi bir dönem yaşadım. Ünlü cam sanatçısı Michaela Köppl’dan eğitim aldım. İnanılmaz keyifliydi. Zaman zaman çalışmalarımda kullanmaya devam ediyorum.
Röportajın devamını okumak için tıklayın…
