Kanserle savaşan kadınlar kurdu: Radika Aromaterapi
Radika Aromaterapi, kadınların kansere karşı savaşma gücünü arkasına alarak kurulan ve doğallığa önem veren bir kozmetik markası. Yüzde 90’ı kadınlardan oluşan ekibi ile marka, cilt temizlemeden masaj yağlarına kadar pek çok ürünü bünyesinde barındırıyor.
Radika Aromaterapi’nin kuruluş amacını, üretim aşamasından ambalajlamaya kadarki süreci ve aromaterapinin faydalarını markanın kurucularından Derya Acar ile konuştuk.

Derya Acar
“GELİRİMİZİN BİR KISMINI KADIN KANSERLERİ DERNEĞİ İLE PAYLAŞIYORUZ”
Radika nasıl kuruldu? Başlangıç hikayenizi anlatabilir misiniz?
Radika Aromaterapi Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği’nde bir araya gelerek birbirlerini tanıma fırsatı bulan kadınların bir sosyal girişimi olarak doğdu. Kanserle savaşan kadınlara destek olmak ve toplumda kadın kanserleri konusunda farkındalık yaratmayı amaç edinen Kadın Kanserleri Derneği’nin yürüttüğü çalışmalar sırasında, her birimiz tedavi gören kadınların yaşadığı sıkıntılara tanıklık ediyorduk; saç ve kaş dökülmeleri, tırnak kırılmaları, ağrılar, yaşanan sürecin getirdiği psikolojik travmalar… Birçoğumuz da bu süreçlerden geçtiği, kanser tedavisi gördüğü için o çaresizliği yakından tanıyorduk. Kanser tedavisi sürecinde metabolizma tüm direncini yitirdiği için, kansere karşı korunabilmek amacıyla kullanılan sabundan, nemlendiriciye hatta ağız çalkalama suyuna kadar tüm ürün seçiminde çok dikkatli olmak, kimyasal içeren ürünlerden uzak kalmak gerekiyor. Bu noktada yaşananlar bizi bir çözüm arayışına götürdü. Yola çıkarken aklımızda iki önemli başlık vardı; öncelikle kanser olmamak, sağlığımızı korumak için kullandığımız bakım ürünlerine odaklanmayı seçtik. Bu amaçla kimyasal madde içeren ürünlerin yerine kullanılabilecek doğal ve bilimsel araştırmalardan destek alan bir ürün yelpazesine odaklandık. Sunacağımız seçenekler öyle masum ve güvenli ürünler olmalıydı ki, sağlığını korumak isteyenlerle beraber kanser tedavisi gören hastalar bile güvenle kullanabilmeliydi. Diğer odaklandığımız konu ise tedavi sürecine eşlik edebilecek destekleyici ürünleri hayata geçirmek oldu. Elbette öncelik kanser tedavisi gören hastaların ihtiyaçlarına cevap vermeyi amaçlayan ürünler olsa da cilt sorunlarına da odaklanmayı seçtik. Markamız doğarken hissettiğimiz bu özdeşlik duygusu nedeniyle de gelirlerimizin bir kısmını Kadın Kanserleri Derneği ile paylaşmayı ve alım gücüne sahip olmayanlara şifa olmayı arzu ediyoruz.
“EL TEMİZLİK ÜRÜNLERİ GELİŞTİRDİK”
Ürünlerinizin çeşitleri hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ürünlerimiz ağırlıklı olarak cilt bakımına odaklanmış durumda. Günlük temizlikten, anti-aging ürünlerine kadar uzanan bir ürün skalamız var. Bir aromaterapi markasının mutlaka sahip olması gereken uçucu ve taşıyıcı yağ koleksiyonlarımızın yanında serumlarımız oldukça büyük ilgi görüyor. Aynı şekilde endikasyon odaklı masaj yağları da kas ağrılarına ya da selülit sorununa sunulan çözümleri destekliyor. Hijyen pandemi süreciyle birlikte çok önem kazandı. Yapılan birçok bilimsel araştırma uçucu yağların Covid-19 virüsüne karşı etkili olduğunu gösteriyor. Biz de bu araştırmalar çerçevesinde cilde klasik dezenfektanlar kadar zarar vermeyen ancak virüse karşı da etki gösteren el temizlik ürünlerimizi geliştirdik. Bu ürünler sayesinde hem cildi korumak hem de virüsten korunmak mümkün. Limon, ıtır, kekik ve çay ağacı gibi uçucu yağlarla hazırlanan bu ürünlerimizin önümüzdeki dönemde daha da parlayacağını düşünüyoruz.

Ürünlerinizin içeriğinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Radika Aromaterapi doğal, doğaya ve çevreye saygılı, sağlığı korumaya odaklı kişisel bakım ürünleri geliştirmek için yola çıkmış, odak noktası bilimsel verilerin ışığında yol almak olan bir marka. Bu bizim için her şeyden daha önemli. Çünkü uzunca bir süredir “doğal” tanımlaması sihirli bir değnek gibi algılanıyor. Oysa “bir şey doğalsa iyidir” algısı oldukça riskli. Yani hem doğal hem de bilimsel olmayı kendimize hedef seçiyoruz. Bunun yanı sıra pazarda iyi niyetli olsa da amatör olarak tanımlanabilecek birçok girişimci var. Bu yüzden güvenilirlik de bizim çok hassas bir konu. Güvenilir ürünler sunabilmek için hem üretim koşulları hem de tedarikçilere çok dikkat etmek gerekiyor. Bu süreçlerde son derece titiz denetim süreçlerini yürütüyoruz.
Üretim aşamasında doğallığı nasıl koruyorsunuz?
Öncelikle tedarikçi ve hammadde seçimi konusunda çok titiz olduğumuzu söyleyebiliriz. Tedarikçilerimizin belirli kriterleri mutlaka karşılaması gerekiyor. Bütün ürünlerin sertifikaları, analiz raporlarının eksiksiz olması bizim için çok önemli. Hayvanlar üzerinde test edilip edilmediğini yasal olarak kanıtlamak zorundalar. Doğaya saygılılar mı, üretim atıklarını nasıl kontrol ediyorlar, bunları hep takip ediyoruz. Bunları karşılayamayacak firmalarla kesinlikle iş birliği geliştirmiyoruz. Elbette bu bizim için finansal bir yük oluşturuyor. Ama göze alıyoruz. Bunun dışında sentetik bir hammaddeyi içeriklerimize asla karıştırmıyoruz.
Ambalajlama aşamasında da bu doğallığın korunmasına dikkat ediyor musunuz?
Ağırlıklı olarak cam kullanmayı tercih ediyoruz. Plastik kullanmak kaçınılmazsa bu defa da toksik etkilerini kontrol ediyoruz. Örneğin BPA içeren malzemelerden uzak duruyoruz. Bunun yanında sadece doğal olmak bizim için yeterli değil doğayı korumak da önemli. Bu yüzden geri dönüştürülebilir materyallere ağırlık veriyoruz.
AROMATERAPİDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
Aromaterapinin vücuttaki etkileri nelerdir?
Bu faydaları duygusal ve fiziksel olmak üzere iki başlık olarak ele almak mümkün. Duygusal etkiler beynimizde soluma ve koklama aracılığıyla oluşuyor. Koklama duyumuzun beynimizde işlendiği mekanizmaya ise Limbik Sistem adı veriliyor. Limbik Sistem aynı zamanda davranışsal, motivasyon ve uzun süreli bellek gibi çeşitli fonksiyonlar içeriyor. Yani aslında kokular beynimizde sandığımızdan çok daha güçlü bir etkiye sahip. Kokular aracılığıyla uyarılan limbik sistem bedenimizin rahatlamasını, gevşemesini, odaklanmasını, motivasyon duygusunun gelişmesini tetikleyebilir. İşte aromaterapi tam da bu noktada devreye giriyor. Örneğin gevşemek için zarif lavanta, odaklanmak için biberiye, motive olmak için portakal uçucu yağları limbik sistemi bu yönde uyarıyor.
Uçucu yağlar aslında bitkilerin özleri kabul edilebilir. Bitkinin sahip olduğu etkinin gücünün 100 kat daha fazlasıdır. Bu yüzden ki ölmez çiçek uçucu yağı yaşlanma etkilerine karşı savaşırken, zarif lavanta yaraların hızla iyileşmesine yardımcı olur.
Ancak bu güçlü etkileri nedeniyle uçucu yağları kullanırken dikkatli olmak ve direkt olarak cilde uygulamamak ve taşıyıcı yağlarla seyrelterek kullanmak gerekiyor. Ayrıca içeriklerindeki alerjenler de bazı bünyelerde sorunlar yaratabilir.
Radika olarak kanser hastalığı farkındalığına dair hangi projelerde bulundunuz ve neler yaptınız? Bu konuda yapmayı planladığınız başka projeler var mı?
Cildimizi güzelleştirmek veya vücudumuzun hoş kokması amacıyla kullandığımız birçok ürünün artık kansere davetiye çıkardığını biliyoruz. Kanserle savaşmış veya hala o savaşa devam eden, Pembe İzler (Pİ) Kadın Kanserleri Derneği bünyesinde bir araya gelerek hayat verdiğimiz Radika Arometarapi markamızın ilk tohumlarını “Kanser olmamak için neler yapmam lazım?” sorusundan yola çıkarak kurguladık.

Hazırladığımız Yeshim Koleksiyonu’muzdaki ürün portföyümüzün tamamında kanser hastalarının tedavi sürecinde karşılaştıkları sorunların çözülmesine destek olmayı amaçladık. Tedavi süreçlerinde yaşanan; saç, kaş, kirpik dökülmesi, tırnak kırılması, geçmeyen vücut ağrıları, cilt yanıkları, mide bulantısı gibi bu zorlu süreçlerde kişisel bakım için ihtiyaç duyulan ürünleri en doğal versiyonlarıyla bir araya getirdik. Yeshim Koleksiyonu’muz, saf ve organik içerikleriyle tedavi olanların da kullanabileceği bir seri. Koleksiyonumuzu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Uzmanı Nazım Tanrıkulu’nın desteğiyle hazırladık.

Marka olarak hedefleriniz neler? Gelecekte yapmayı planladığınız projeler var mı?
Aromaterapi çok eski bir kavram olmasına rağmen insanlar bu konuda bilgi kirliliğine maruz kalıyorlar. Biz aromaterapinin bir lüks tüketim aracı olmaktan ziyade bir sağlık yatırımı olarak kabul görmesini hedefliyoruz. Bu çerçevede, yola çıkarken hedeflerimiz arasına koyduğumuz yeni ürün serimiz üzerinde çalışmaya başladık. Kanserle savaşan hastaların kişisel bakım ihtiyaçlarına cevap verecek, yaşadıkları sorunlara odaklanan ve tedavi sürecini destekleyen ürün serimizi bu günlerde hayata geçiriyoruz. Bu serimize, uzun zamandır kansere karşı büyük bir yaşam enerjisiyle savaş veren, hem de markamızın kurucu ortaklarından olan, aynı zamanda Kadın Kanserleri Derneği’nin Uluslararası Proje Koordinatörü görevini üstlenen Yeşim Tunçer’in adını verdik.
Bu koleksiyonun yanı sıra yakın zamanda ürünlerimizi yurt dışına taşımayı da planlıyoruz. İngiltere ve Körfez Arap Ülkeleri öncelikli hedef ülkelerimiz arasında. Bunun dışında hem sektöre destek olmak hem de test çeşitliliğini artırmak amacıyla laboratuvar yatırımlarımız da sürüyor. Böylelikle sektörde test süreçlerinden geçmiş ürün sayısının artmasına ve güven unsurunun güçlenmesine destek olmayı amaçlıyoruz.
