Sorry, no posts matched your criteria.

İyi dolgu uzun süre kalan dolgu mudur?

Eser Akgül

eser@retouchmag.com

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Oygar Aytekin, son dönemde pek çok alanda kullanılan dolgu estetiğinin püf noktalarını anlattı. Op. Dr. Aytekin, dolgu yaparken ilk kuralın önce zarar vermemek olduğunu vurgularken, konu ile ilgili doğru bilinen yanlışları sıraladı.

Dolgu yaptırmadan önce bu yazıyı mutlaka okuyun!

VÜCUT DOLGUSU VE YÜZ DOLGUSUNUN FARKI VAR MI?

İnce dudaklar, basık elmacık kemikleri, küçük bir çene, belirgin olmayan çene hatları, çukur şakak veya alın…

Yukarıda saydığımız ve sayamadığımız pek çok benzer sorun günümüzde dolgularla kolayca çözülebilmektedir. Güncel teknolojide, yüz bölgesinde sıklıkla kullandığımız dolguların başında ise hyaluronik asit ve kalsiyum hidroksiapatit içeren dolgular gelmektedir.

Hyaluronik asit, vücudumuzda zaten mevcut olan bir madde. Eklem sıvısında, göz küresinin içerisinde ve cilt içerisinde bolca bulunur ve asıl görevi, kendisine bağlamak suretiyle suyu tutmaktır. Yani hyaluronik asit, suyun ortamdan kaçmasını engeller.

Kalsiyum hidroksiapatitli dolgular ise içerikleri sayesinde dolgu etkisi yaparken, diğer yandan da kollajen üretimini tetikleyerek kendileri erirken hücreler arası maddede kollajen artışıyla bu erimeyi kompanse etmeye çalışırlar.

Bu iki çeşit haricinde elbette farklı ürünler de vardır. Ancak herhangi bir yüz dolgusu işleminde kullanılan ürünün uygun olup olmaması, o dolgunun kalitesinin yanında, üretim amacıyla da yakından ilişkilidir. Örneğin, vücut dolgusu olarak tasarlanmış bir dolgunun yüz bölgesinde kullanılması, muhtemel komplikasyonların çok daha fazla görülmesine yol açacaktır. Her şeyden önce, yüz bölgesinin dinamiği, vücudunkinden çok daha farklıdır. Mesela, vücudumuzun hareket sistemindeki kaslar, iki kemik arasında, bir eklemin iki tarafında yer alırlar. Bunların amacı, vücudumuzu hareket ettirmek olduğu için bu şekilde olmak durumundadırlar. Oysa yüzümüzdeki birçok kas, bir uçlarıyla kemiğe tutunurken, diğer uçlarıyla deriye tutunurlar. Bunların amacı mimik oluşturmaktır. Hâl böyleyken, vücutta herhangi bir yerde cilt altına dolgu yaptığınızda dolgunun maruz kalacağı fiziksel yük ile, yüzde, yani doğrudan hareket eden bir zeminde yapılmış olan dolgunun maruz kalacağı yükler farklıdır.

UZUN SÜRE KALICI OLAN DOLGULAR SAĞLIKLI MI?

Öte yandan vücut dolguları daha uzun süre dayanabilecek şekilde tasarlanmışlardır. 5, 10, 15 yıl kalıcılık sözü veren vücut dolguları olduğu gibi ömür boyu erimediği iddia edilen dolgular da vardır. Bu noktada mantıklı düşünmek gerekir. Kemiklerimiz dahi ömür boyu süren bir yapım ve yıkım sürecinden geçmektedir. Şekilleri yaşam boyu değişmektedir. Böyle bir zeminde ömür boyu erimeyen bir dolgunun varlığı ne derece istenebilir diye düşünmek yanlış olmaz. Asla erimeyen bir dolgu üretmek teknik açıdan hiç zor değildir. Soru şudur; böyle bir ürün acaba ne kadar mantıklı?

Kısacası, iyi dolgu demek, çok uzun süre kalan dolgu demek değildir ve en iyi dolgunun yanlış uygulanması da mümkündür.

Dudakları dolgu ile daha kalın, daha da kalın, çok daha fazla kalın yapmak tabii ki mümkün. Fakat hastanın buna gerçekten ihtiyacı olup olmadığını düşünmek, çok kalın dudakların hiç de iyi görünmeyeceğini hastaya mutlaka anlatmak ve bu uygulamadan kaçınmak gerekiyor. Bunu aksi ise o kişiye zarar vermek demektir.

Örneğin çok popüler olan uygulamalardan “nazolabyal dolgu”nun çok ilgisiz ve çok gereksiz şekilde uygulandığı insanlar görülebiliyor. Böyle kişilerde yüzün alt tarafı anlamsız bir vurgu kazanıp yüzün hatları olumsuz şekilde değişiyor. Oysa özellikle bu hastaların büyük bir çoğunluğunda elmacık bölgesi hedeflendiğinde sonuçlar harika olabilmektedir. Çünkü yaş ilerledikçe aşağıya doğru sarkan yanak bölgesi dokularının üzerine bir de dolgu eklemektense azalmanın meydana geldiği noktaya uygulama yapmak daha çözüm odaklıdır.

BURUN AMELİYATI MI, BURUN DOLGUSU MU?

Sıklıkla gördüğümüz ve hastaların maalesef farkında olmadıkları hatalı diğer bir yaklaşım  ise buruna yapılan dolgu uygulamalarıdır. Hastalara yansıtılan şekliyle burun dolgusu, ameliyat olmaya çekinen kişilerin, ameliyat ile elde edilecek sonucu, ameliyat olmadan görebilecekleri bir yöntem. Oysa adı üstünde, dolgu uygulaması, bazı boşlukları, eksiklikleri dolduran bir uygulama. Burun ameliyatında ise, daha çok fazlalıklar alınmaktadır.

Yani, eğer ufak bir burun kamburu söz konusu ise, bu kamburun üst kısmı ile alt kısmına biraz dolgu yapılır ve burun kamburunu oluşturan kabarıklık kamufle edilir. Ameliyatta yapılan ise kamburun kendisini almak, yok etmektir. Anlaşılacağı üzere dolgu uygulamasıyla burUna fazladan hacim kazandırarak, ameliyatta ise hacim azaltılarak sonuca ulaşılmaktadır. Dolaysıyla sonuçlar birbirinden çok farklı olacaktır.

Burnu dolgu ile kaldırmak istediğimizde, dolguyu burun sütunu ile bıyık bölgesi bileşkesine yaparak buradaki açıyı genişletirken, ameliyatta burun ucundan doku çıkararak burun ucunu gerçek anlamda kaldırırız. İlkinde burun sırtı uzunluğu değişmez ama ikincisinde burun sırtı uzunluğu azalır.

HER BURUN KUSURU DOLGU İLE KAPATILABİLİR Mİ?

Kaldı ki her burun, dolgu uygulamasına zaten uygun değildir. Çok bariz kamburu olan bir burnu dolgu yaparak düzeltemezsiniz. Ucu çok sarkmış bir burnu dolgu ile kaldıramazsınız. Eğri bir burnu da düzeltemezsiniz dolgu ile. Elbette burada sayılanlar genel olarak bakıldığında akla gelenler ve bu durumlara uymayan anatomik yapılar olabilir. Yine de herhangi bir işlem yaptırmadan önce bu işin mantığını kavramak açısından önemli örnekler olduğunu bilmelisiniz.

Özetlemek gerekirse, dolgu yaparken ve yaptırırken, Hipokrat’ın ünlü “önce zarar verme” sözü mutlaka akılda tutulmalıdır. Yapılan işlem kişinin biyolojik açıdan sağlığına zarar vermeyebilir ama görünüşü açısında yaratılan olumsuz sonuç da neticede bir zarardır ve zarar vermemek en büyük önceliğimiz olmalıdır.