Sorry, no posts matched your criteria.

‘Denizin üstü altından daha tehlikeli’

Dünya serbest dalış rekortmenimiz Şahika Ercümen, gücünü sadece rekor için değil, su kaynaklarının ve deniz canlılarının korunması için de kullanıyor. Denizin altını tehlikeli değil büyülü bir dünya olarak tanımlayan Ercümen, kirlilikle mücadele için de farkındalık ve sıfır atığın yaşam biçimi haline getirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Röportaj: Buse Turan

Yılın en çok konuşulan isimlerinden biri, gururumuz, dünya serbest dalış rekortmeni Şahika Ercümen, 8 Haziran 2020 tarihinden bu yana UNDP Türkiye’nin Sudaki Yaşam Savunucusu ilan edildi. Güzel rekortmen ile sualtı maceralarından günlük stiline uzanan samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

– Öncelikle tebrik etmek istiyorum. 29 Ekim’de 100 metreye 2 dakika 53 saniyede dalarak dünya rekoru kırdınız. Duygularınızı merak ediyoruz, o an neler hissettiniz?

Pandemi ve bu süreçte geçirdiğim Covid-19 sebebi ile antrenmanlara uzun bir süre ara vermiştim. Açık konuşmam gerekirse çalışmalara geri döndüğümde, ilk zamanlar pek iyi geçmedi ama kısa sürede eskisinden daha iyi hale geldiğimi fark ettim. Bu beni çok mutlu etti ve böylece full motivasyonla yıl boyu yapılacak tüm yarışmalara katılmaya karar verdim. Önce Bahamalar’a Dünya Kupası’na gittim, 3 madalya aldım. Ardından Kaş’ta gerçekleşen Dünya Kupası’na katıldım ve oradan da 2 şampiyonlukla döndüm. Her şey tam istediğim gibi ilerliyordu, ben de uzun zamandır yapmak istediğim dünya rekoru dalışını 29 Ekim’e özel yapmaya karar verdim. Aslında bu rekoru 2015 yılında da denemiştim, o zaman dünya rekoru yine bana aitti, 91 metreydi ancak su yüzeyine 10 metre kala baygınlık geçirdiğim için geçersiz sayılmıştı. Şimdi her şey yolunda gidiyorken, mental olarak da buna hazırken yeniden denemek istedim. 100 metreye paletsiz bir ağırlık sistemiyle daldım, dünya rekoru ile sonuçlandı. Hatta bu alanda erkekler rekorunu da kırmış olduğum için ekstra mutlu oldum.

– Suyun içindeyken neler düşünüyorsunuz? Dakikalarca nefesinizi tutmak, metrelerce derinlere inmek sizi ürkütüyor mu?

Orası çok büyülü bir dünya. Yer çekimi yok, her şey yavaş ve sessiz mavi bir filtrede gibi. Benim için her yeni derinlik, yeni bir keşif demek. Bu yüzden derine indikçe korkudan çok kendi derinliklerime indiğimi hissediyorum.

– Astım rahatsızlığınızın olduğunu biliyoruz. Dalışlarda bunun etkilerini hissettiğiniz anlar oluyor mu? 

Evet, aslında astım benim için bir dezavantaj gibi gözükse de ben onu avantaja çevirmeyi iyi biliyorum. Çünkü yıllarca spor yapamamanın ve nefes alamamanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorum, bu da beni daha çok motive ediyor.

İNSAN LİMİTSİZ BİR POTANSİYELE SAHİP

– Dalış öncesinde neler yapıyorsunuz? Totemleriniz ya da sizi motive eden bir mottonuz var mı?

Var, uğuruna çok inandığım için kimseyle paylaşmıyorum ama şunu söyleyebilirim, insan limitsiz bir potansiyele sahip. O yüzden isteyip inandıktan sonra her şeyin mümkün olabileceğini düşünüyorum.

Röportajın devamını okumak için tıklayın…