Sorry, no posts matched your criteria.

Bir sanat eseri görmek için İstanbul’a bakmanız yeter

İçindeki sanat ruhunu heykel ve resimle birleştiren sanatçı Gina Ginali “Türkiye farklı etnik kültürlerin bir arada olduğu bir ülke. Yalnızca İstanbul’a bakmanız yeter, kendisi bir sanat eseri” diyor.

Çocuk yaşlarda keşfettiği yeteneğini yıllar içerisinde özgün tasarımlara dönüştüren Gina Ginali’yle heykel ve resim alanlarındaki üretim süreçlerinden ilk ziyaretiyle başlayıp kısa sürede büyük bir aşka dönüşen İstanbul sevgisine kadar uzanan keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Röportaj: Rana Demir

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Nerede doğdunuz, eğitiminiz, ilgi alanlarınız?
Annem ve babam eğitimi Saint Petersburg’da yaparken tanışmış ve evlenmişler. Bu nedenle Saint Petersburg’da doğdum ve gençliğimden itibaren neredeyse hayatımın yarısını orada geçirdim. Çocukken üzüldüğümde hep odama gider ve duvara çizgi film karakterleri çizerdim. Ayrıca elbiseler dikmeyi, hayvanları şekillendirmeyi, battaniyeler örmeyi ve kilden kavanozlar yapmayı da seviyordum. El becerisi gerektiren şeyler her zaman ilgimi çekti. Sadece 9’uncu sınıfa kadar okuyabildim ama iş hayatına erken atıldım. Annemin restoranda çalışmasına yardım ettim, bu yüzden ders çalışacak vaktim olmadı. Golf oynamayı seviyorum. Oynamaya ilk kez 14 yaşındayken golfe gitmek için maddi imkanım olmadığında başladım, ancak her para toplayabildiğimde oynamak için koştum.

Heykel ve resim sanatına ilgi duymaya başlamanız nasıl oldu? Etkilendiğiniz bir sanatçılar, akımlar ya da ilham kaynağı olan insanlar var mıydı?
Babamı kanserden kaybettim. Ülkemizde geleneksel olarak bir aile üyesi öldüğünde eve bir fotoğraf asılır, annem bu geleneği hiçbir zaman sevmedi, onun için tatsızdı, yanıma geldi ve babamın bir resmini çizmemi istedi, dürüst olmak gerekirse bu benim en zor işimdi. Portreyi oluştururken ellerim sürekli titriyordu ve durmayan gözyaşlarımla çizim yaptığım kağıt sürekli ıslanıyordu. Müzeye gitmeyi ve eserleri görmeyi çok sevdiğim isimler ise Ivan Aivazovsky, Ilya Repin, Amedeo Modigliani.

ZİHİNSEL OLARAK İNCİNDİĞİMDE EN İYİ İŞLERİMİ ÇIKARIYORUM

Heykel yapmaya başladığınızda karşılaştığınız zorluklar nelerdi? Özgün eserler yaratma motivasyonunu sağlama sürecinizde neler hissettiniz?
Pierre Auguste Renoir, insanlar onun çarpık parmaklarını sorduğunda “yetenek parmaklarından geçer” diye cevap verirmiş, bu onun için heykellerle çalışmanın tek zorluğuydu. Pek çok kadın sanatçı görebilirsiniz ama heykel sanatçılarının çoğu erkek. Parmaklarda şiddetli ağrı, sık sık oluşan kesikler, bileklerde ve sırtta ağrılar bunun başlıca sebepleri arasında. Saatlik çalışamam. Dışarı çıkmam gerektiğini bilirsem, işe dokunmuyorum çünkü  mahvedeceğimi biliyorum. Garipsememem gerektiğini biliyorum ama zihinsel olarak çok incindiğimde en iyi işlerimi çıkarıyorum.

Yüzyıllardır var olan heykel sanatını modernize ettiğiniz eserler görüyoruz. Bu dokunuşları yaparken kullandığınız teknikler neler?
Deneyimlemeyi seviyorum. Mermer, polyester, bronz ve metal.

Eserlerinizle yer aldığınız karma sergiler ya da özel organizasyonlar oldu mu?
En son sergilerimden biri Ekim 2020’de İsviçre’de gerçekleşti; Exhibitor Portraits Art International Zurich 2020.

HERKES ÖĞRENEBİLİR AMA FİKİR ÜRETEMEZ

Türkiye’de eserlerinizi sanatseverlerle buluşturmak istiyorsunuz. Türkiye’ye dair deneyimleriniz neler?
Türkiye her zaman uzun bir geçmişi olan renkli bir ülke olmuştur benim için. Farklı etnik kültürlerin bir arada olduğu bir ülke ve eserlerimi bu çok renkli ülkede de sergilemek istiyorum.

Röportajın devamını okumak için tıklayın