Melike İpek Yalova: İnsanoğlu bir gram akıllanmıyor
Ekranların uluslararası ilişkiler mezunu yıldızı Melike İpek Yalova, pandemi ve savaşın gölgesinde insanlığın geldiği noktayı şöyle özetliyor: Küçük bir virüs karşısında en ‘süper güç’lerin bile nasıl aciz kaldığını görmedik mi daha yeni! Birbirlerine yardım paketi yollamıyorlar mıydı, ne değişti? İnsanoğlunun bir gram akıllanmadığını görmek inanılmaz bir şey.

Röportaj: Mukaddes Kaya
Fotoğraflar: Emre Karataşoğlu
Styling: Ces’t La Vie
Video: Yuşa Ebrar Dursunoğlu
Saç: Diyar Şenel
Makyaj: Aynur Kabak
Fotoğrafçı asistanı: Uğur Çiftdoğan
Mekan: Park Hyatt İstanbul
Ahu gözlü bir esmer güzeli. Narin görünümünün altında dimdik, ayakları yere basan, sert bir kadın tavrı var ki ulaşılmaz, elde edilemez bir kadın o. Yakından tanıdığınızda ise son derece içten, neşeli, sıcak ve samimi bir çocuk çıkıyor karşınıza. Minyon ama çok güzel bir kadın. Fit, bakımlı, en önemlisi çok akıllı ve dopdolu bir kadın. Aldığı eğitimlerle, yurt dışı tecrübesiyle ve müthiş bir zekasıyla başaramayacağı hiçbir şey yok. Tam bir enletektüel ve elegan bir kadın. Küçük bir çocukken, bir anda muhteşem bir kadına evrilebilen yetenekte bir oyuncu. Ekranlarda reyting rekorları kıran ‘Mahkum’ dizisinin Büge’si Melike İpek Yalova, su gibi berrak ve akıcı sohbetimizle sizi de etkisi altına alacak.
Eğitimlerini
politika ve uluslararası ilişkiler bölümünde tamamlayan çok sıkı bir eğitim geçmişi olan birisin, mesleğini yaptın mı hiç?
Okuduğum bölümle alakalı bir mesleği yapacak vaktim olmadı. Zaten Roma’dan yeni dönmüştüm, Amerikan Başkonsolosluğu’nda stajımı yaptım. Tam bu zamanlara denk geliyor oyunculuğun başlangıcı. Okuduğum bölümleri cidden seviyorum, isteyerek seçtim Uluslararası İlişkileri de, Uluslararası Politikalar ve Kriz Yönetimi’ni de. Siyaseti seviyorum yani ama sanırım bir tarafı da hep korkuttu beni. Her iş meslek olarak yapınca bir yerde zordur elbette ama gözlemlediğim kadarıyla siyasetle alakalı branşların zorluğu başka hiçbir işin zorluğuna benzemiyor bence ki buna oyunculuk da dahil.
Baban çok önemli bir siyaset adamı, seni etkiledi mi, bu alanda olmanı hiç istedi mi?
Babam bana asla bir yönlendirme yapmadı. Görüp görebileceğiniz en demokrat insandır. 6 yaşlarında falandım; ‘kişinin özlük hakları nedir, düşünce özgürlüğü nedir, birinin özgürlüğünün başladığı yerde diğeri nasıl biter’e kadar anlatırdı bana. O yüzden asla şu ya da bu demedi, sadece karar vermemi ve o kararın arkasında sonuna kadar durmam gerektiğini söylemiştir hep.

OYUNCULUK HİKAYEM BALIKÇIDA BAŞLADI
Oyunculukla nasıl tanıştın?
Meşhur balıkçı hikayesiyle… Çok yakın bir arkadaşımla Bebek’te bir balıkçıya gitmiştik, öğlen saatleriydi çok kimse yoktu. Bir diğer masada da rahmetli Meral Okay, Muhteşem Yüzyıl’ın yapımcısı Nermin Eroğlu ve Mehmet Günsür oturuyordu. Nermin Hanım diziye bir karakter gireceğini, benim tip olarak uygun olduğumu, ilgilenirsem audition alacaklarını söyledi. Bir hafta sonra audition’a girdim.
Oyuncu olmak senin için ne ifade ediyor?
Oyuncu olmak, asla yaşayamayacağın hayatların hepsini bir yerden birazcık da olsa yaşama alanı demek sanırım benim için. Görünmez sınırları kaldıran bir şey oyunculuk. Muhteşem bir empati lazım bir de insana, o yüzden çok farklı bakış açıları demek aynı zamanda.
Muhteşem Yüzyıl dizisi dönüm noktan oldu diyebilir miyiz?
Elbette Muhteşem Yüzyıl çok önemli, inanılmaz bir şanstı benim için. Bir yandan da hayatımda ilk defa kamera ve set görüyordum, çok iyi oynayamadığımı biliyorum ama çok çalıştım. Bir de karakterimin yabancı dil konuşuyor olması bir avantajdı. Elimden geleni o şartlarda yaptım özetle. Ama şimdiki halim olsa elbette daha farklı oynardım.

Ekranlarda fırtına gibi esen ‘Mahkum’ dizisi ile karşımızdasın, diziye nasıl dahil oldun?
Ben diziye en son dahil olanlardan biriyim sanırım. Audition’a girdim ve başladım.
‘Mahkum’, sence neden bu kadar sevildi ve çok izleniyor?
Çok iyi bir senaryosu ve hikayesi var. Senaristimiz Uğraş Güneş ve ekibi gerçekten hikayeyi orijinalinden öteye taşımışlar, cidden çok iyiler. Belki biraz yukarıdaki soruya da cevap olur esasen, ben senaryoyu ilk okuduğumda zaten çok çok istemiştim bu işte olmayı. Her şeyden önce bir seyirci gözüyle söylüyorum uzun zamandır gördüğüm en iyi ve güzel yazılmış işlerden biri. Eş seviyede bir diğer çok tutma sebebi de elbette oyuncular ve tüm ekip. Hepsi muhteşemler. Güzel bir ekip olduk biz hepimiz. Doğru bir enerji yani sanırım. Çünkü günün sonunda bu bir ekip işi. Klişe gelecek ama inanılmaz geçerli bu cümle bizim sektör için. Herkesin, her bir birimin, o iş için ‘doğru’ kişi olması çok önemli. Seyircimiz de sevdi, ne diyeyim sanırım çok şükür.
Röportajın devamını okumak için tıklayın…
