‘Kimse yanımda hayata isyan edemez’
Yer aldığı projelerde zarafeti, sempatikliği ve çalışkanlığıyla göz dolduran genç oyuncu Hira Koyuncuoğlu, hayata pozitif bakmayı çok önemsediğini söylüyor ve ekliyor: Kimsenin yanımda üzülmesine, hayata isyan edip negatif konuşmasına izin vermem. Enerjilere, olumlu düşünmeye ve yaşamaya çok inanırım.

Röportaj: Vildan Uygunoğlu
Fotoğraf: Baran Altındağ
Styling: Merve Özmen
Saç: Sabit Akkaya
Makyaj: Berk Silka – Arda Bektaş
Fotoğraf Asistanı: Mehmet Kurt
Mekan Swissotel The Bosphorus
İstanbullu Gelin dizisiyle yıldızı parlayan, Maria ile Mustafa ve Akıncı gibi dizilerde de başarılı oyunculuğuyla dikkat çeken Hira Koyuncuoğlu, yeni projesi Benim Hayatım’da Pınar karakteriyle izleyici karşısına çıktı. Kritik bir karakteri canlandırdığını söyleyen güzel oyuncu ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Bugüne kadar yer aldığınız projeler hep ekranların en başarılı yapımlarından oldu. Benim Hayatım da izleyici tarafından sevilmiş görünüyor. Nasıl dahil oldunuz kadroya? Pınar karakterinden biraz bahsedebilir misiniz?
Pınar çok güçlü bir kadın ve güçle büyüdüğü için bu kavram hayatının merkezinde. Anne ve babası küçük yaşında vefat etmiş. Dayısı sahip çıkmış, o yüzden büyük bir sevgi açlığı var. Yaşayamadığı aile hayatını kendi kurmak ve mutlu olmak istiyor. En çok güvendiği, aşık olduğu adamdan büyük bir darbe yaşadığı için çok sarsılıyor. Şu ana kadar kurduğu tüm dünya değişmeye başladı. Pınar’ı bundan sonra neler bekliyor ben de çok merak ediyorum.

Dizi nasıl gidiyor? Geri dönüşler nasıl?
Dizi çok güzel gidiyor. Şahane bir ekibimiz var. Huzurlu bir şekilde çalışıyoruz. Yönetmenlerimiz, tüm oyuncu ve ekip arkadaşlarımızla aile gibi olduk.
Canlandırdığınız Pınar karakteri hikayenin neresinde? İzleyici neler görecek bu dizide biraz anlatabilir misiniz?
Pınar çok kritik bir karakter. Yaptığı hamlelerle hikayenin gidişatı değişebiliyor. Hatta ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir karakter. Damarına basılırsa dünyayı bile yakar diyebilirim. İzleyici her sahne sonunda daha da çok şaşıracak. Bizler de senaryoyu okurken izleyici tepkisiyle okuyoruz.

BOŞ DURMAYI HİÇ SEVMEM
Kariyerinize 17 yaşında başladınız. Nasıldı o yıllarda hayatınız? Öğrencilik ve oyunculuk bir arada nasıl geçti?
Hem üniversite hem set kolay değildi tabi. Ama çocukluk hayalim olduğu için bir an olsun şikayet etmedim, daha da tutkuyla bağlandım. Okuduğum bölümü de çok severek okudum bu arada. Benim için zorlu ama keyifli bir dönemdi. Boş durmayı hiç sevmeyen, çok hareketli bir yapım var. O yüzden o yıllar ruhumu daha da çok doyurdu diyebilirim.
Dans hayatınızda uzun süredir var sanırım. Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı peki?
3 yaşında baleye başladım. Modern dansla devam ettim ve bu sırada öğretmenlerim oyunculuk yeteneğimi fark edip tiyatroya yönlendirdi. Lise yıllarımda Yalova gibi daha küçük bir yerde imkanlar kısıtlı olduğu için hafta sonları İstanbul’a gelip eğitim almaya başladım. Üniversite de de sektöre giriş yaptım.
Şimdiye kadar canlandırırken en çok etkilendiğiniz bir rol var mı?
Ailemle birbirine çok bağlı bir ilişkimiz var. O yüzden Maria ve Mustafa dizisinde oynadığım ‘Nisan’ karakteri beni çok etkilemiştir. Hikayeye göre annem beni doğururken vefat etmiş ve babam yıllardır bana annemin katili gibi davranmış. Bir gün yüzüme bakmamış… Bu durum bana çok ağır geldi. Küçük bir kız çocuğunun böyle bir travmayla ve sevgisiz büyümesi gerçekten zor.

ŞENER ŞEN İLE OYNAMAYI ÇOK İSTERİM
Modayla aranız nasıl? Hayatınızın neresinde moda? Özellikle vazgeçemediğiniz birkaç parçanızı sorsak?
Modayı çok takip ettiğimi söyleyemem ama kıyafetlerle aram çok iyi. Moda diye değil kendime yakışanı giymeyi ve almayı tercih ediyorum. Vazgeçemediğim parçalarım jeanlerim ve crop üstlerim.
