Sorry, no posts matched your criteria.

Sadece yakışıklı ve güzelsin diye iyi oyuncu olamazsın

Uzun boyu, karizması ve yeteneğiyle ekranların ‘mavi gözlü dev’i Onur Tuna, yakışıklılığın ve güzelliğin tek başına iyi oyunculuğa etkisinin olamayacağını söylüyor ve ekliyor: Oyunculuk zamanla ortaya çıkan ve sonuç veren bir gerçek. Doğru cast, doğru hikaye ve ekip bir sürü durum bütün olunca görüntü güzelleşiyor.

Röportaj: Mukaddes Kaya
Fotoğraf: Mesut Yazıcı
Styling: Eylem Yıldız

Çok yakışıklı, çok uzun boylu ve çok yetenekli. Sanat sanat içindir diyecek kadar cesur ve bilgili. Tam bir entelektüel. Müzik, kitaplar ve hayvanlar onun vazgeçilmezi. Oyunculuk ise yaşam biçimi. Dizi ve sinema sektöründe eşine az rastlanır bir duruşu, lokal yaşantısı, yaptığı her işteki mükemmel disiplini ve bilgi birikimiyle inanılmaz bir adam. Gerçek bir sanatçı, sanatın gerçekliğini özümsemiş bir yetenek. Etkileyici mavi gözleri ve mükemmel ses tınısı ile tam bir jön. Düşüncelerinde ve kelimelerinde içi boş hiçbir cümlesi yok, net ve keskin bir adam. Şöhret ona, o da şöhret olmaya çok yakışan yetenekli oyuncu Onur Tuna karşınızda…

Ortalarda görünmeyi pek sevmeyen birisin, dolayısıyla çok merak ediliyorsun, bu aralar hayat nasıl gidiyor?

Ortalarda görünmemek gibi bir çabam yok. Daha lokal bir hayatım var diyelim:) Bir de çalışmayı seviyorum, o yüzden iş düşünüyorum genelde. Bu aralar yakın çevremle kısa bir tatil yaptım ve sonrasında yine işlerime odaklandım. Onun dışında kedilerim ve köpeğimle vakit geçiriyorum.

Mucize Doktor’da gerçekten mucizeler yarattınız bu başarının sebebi sizce neydi?

Çok güzel bir hikayeydi öncelikle. Kendi içinde masalsı bir tadı vardı. Onun dışında işe inanan destek veren insanlar ve her karakter için istekli oyuncular vardı. Bu enerji emek faktörüyle birleşince çok güzel bir iş çıktı ortaya. Karşılığını veren izleyiciler de sonuçlardan biri oldu.

Yeni projen ne zaman başlayacak?

FOX TV’de Kasım sonu gibi duruyor ama netliğiyle alakalı bir şey diyemem.

Oyunculuk sana ne ifade ediyor?

Bazen birbirimizi yorsak bile beni eğlendiren, enerjimi taze tutan ve kendimce delirmek istediğimde beni güvenli alanda tutan hayatımın büyük bir parçası diyebiliriz.

ŞARKI SÖYLEMEK HERKES İÇİN ANLAMLI BİR İFADE BİÇİMİ

Müzisyensin aynı zamanda, nasıl şarkılar söylüyorsun?

Beni etkileyen her şeyi mırıldanıyorum kendimce. Söylemeyi sevdiğim şarkıları sınıflandıramam sanırım. Sadece söz değil armoniler de aklınızda kalabiliyor. Yerli yabancı gibi bir durum da ortadan kalkıyor o yüzden:) Sevdiğim her şeyi kendimce söylüyorum.

En son bildiğim kadarıyla “Dalgın” adlı bir albüm yaptın, şarkı söylemek sana ne ifade ediyor?

Aslında siz şarkı söylerken bir şey ifade ediyorsunuz. Şarkı söylemek ve iyi söylemek ayrışırsa şarkı söylemek herkes için anlamlı bir ifade biçimi bence. Bazen kendi kendine söyler insan… Bir şey ifade edebilmek hepimizin zorlandığı bir durum olabiliyor bazen. Müzik yardımcı unsurlardan biri..

Oyunculukla müzisyenliği harmanlayacağın bir projen var mı?

Şu an yok. İkisi için ayrı zamanlar ve emekler üretiyorum şimdilik.

Spor hayatına devam ediyor musun?

Maalesef sadece sağlıklı olmak için nadir spor yapabiliyorum uzun zamandır. Okul zamanlarımdaki gibi takım sporları için vakit bulamıyorum. Ya da iş yoğunluğundan sporu unutabiliyorum belli dönemler artık.

Hayvan sever biri olarak hayvan hakları konusunda neler yapıyorsun, kaç hayvan besliyorsun?

4 kedim 1 köpeğim var. Hayvan hakları kaçınılmaz ve tartışılmaz bir durumdur. Onlar için neler yaptığımı da orada burada söylemekten çok keyif almıyorum. Kuş, böcek, kedi köpek fark etmiyor. Göz beyin koordinasyonu olan evrimin bir parçası olan canlının senden benden bir farkı yok. Onların bize ettiği yardımın yanında biz kimiz onlara ettiğimiz yardımları bağıra bağıra yapacağız? Terliğini getirmiyor diye yardımı yok sananlara yardım etmek gerekiyor bence.

BU DÜNYADA KİMSE İÇİN KORKU SALAN BİR YAŞAM İSTEMİYORUM

Ya kadınlar onların hakları konusunda sence neler yapabiliriz?

Aslında yukarıda söylediklerimin devamı olarak bu düşüncenin kadını erkeği de yok. Hepimiz insanız ve öğretilerle beraber psikolojik genetiklerimiz var. Ortak yaşamda da bu haklarımızı doğuruyor. Yoksa hepimiz farklı ve özgür canlılarız. Bunun güzelliği burada. Tanımların değil ellerin, gözlerin erdemli olduğu bir coğrafyada bunlardan söz bile etmeyeceğiz aslında ama günümüzde akıl almaz bir şiddet ve nefret durumu söz konusu. Bu çok üzücü. Şiddetin de kanunda bir karşılığı var. Şunu diyebilirim. Cezalar caydırıcı olmalı ve eşit haklar konusunda toplum doğru bir vektörle manipüle edilmelidir. Annelerimiz var, kız arkadaşlarımız var… Korku salan bir yaşam istemiyorum kimse için bu dünyada.

Dünya konjonktür olarak oldukça farklı bir yöne gidiyor, sence bu gidişat ne olacak?

Bu konularda aşırı ütopik ve tekerrür eden örneklerle bazı istatistikler çıkarabiliriz ancak kaynakların tüketiliyor ve zarar görüyor olması, uzun vadede düşünmemiz gereken yegane sorun. Bunun dünya genelindeki etkisi ortada. Ve yok ediş programlı bazı ticari ideolojiler eşit dağılımı da engelliyor. Kutuplar arasında da birbirimizi görürken zorlanıyoruz. Toplum bir noktada bireyden oluşur. Ve birey sağlıkları kendim de dahil olmak üzere iyiye gitmiyor dünyanın konjonktürü de böylece bozuluyor.

Doğayı, yeşili, denizlerimizi koruyamadık o da isyan etti diyenlerden misin?

Böyle olmayan biri olamaz bence. Bunun bir karşılığı olacak tabii ki. Yediğimizi çıkarmadığımız bir dünya:) Dünyanın ısısı son 30 yılda ne hale geldi ve 1.5 dereceye sabitlenmeye çalışılıyor. Bu duruma eee ama dün Antalya 45 dereceydi diye cevap verirsek dünya da bize güler.

Röportajın devamını okumak için tıklayın…