Giysi dolabımdan albüm çıktı
Pandemi şartlarında kayıt odasına çevirdiği giysi dolabında ‘Gardrop’ adını verdiği bir albüm hazırlayan Su Soley “Haftalarca dolaptaydım. Kendi kendine dolapta kayıt almak zorlu ama eğlenceli bir süreçti. Albümün ismini sonuna kadar hakettiğini düşünüyorum” diyor.
Röportaj: Vildan Uygunoğlu
Sahnede, televizyon programlarında, fotoğraflarda kısacası her yerde gördüğünüz saç tasarımları bana ait. Çocukluğumda da elim hep yatkındı bu işlere. Ortaokulda, bir yaz tatilinde, ensemdeki saçları rengarenk boyatma cesaretini gösterdiğimde de bugünler biraz kendini göstermişti aslında. Kendi tasarımı saçları, birçok farklı müzik türünde şarkılarıyla sektöre renk katan şarkıcı Su Soley ile içi içine sığmayan çalışma aşkını, hayatından eksik etmediği spor dallarını ve gelecek planlarını konuştuk.

Yeni albümünüz ‘Gardrop’ adını kendi gardrobunuzdan alıyor. Tüm styling de yine gardrobunuzdan… Müzik ve modayı birleştiren bu süreci anlatır mısınız?
Albümün ismi oluşma şeklinden geliyor. Güncel şartlar korkuttuğu için evden çıkmadan kendi stüdyomda kayıtları tamamlayabileceğimi düşündüm fakat profesyonel bir çalışmaya uygun bir kayıt odam yoktu. Geçmişte birkaç defa telefona kayıt alarak deneme yaptığım giysi dolabımda bu işi çözebileceğimi düşündüm. Birkaç haftalık uğraşıdan sonra gardrobumu ortalamanın üstünde bir duyumu olan bir kayıt odasına çevirmeyi başardım. Sonrasında da albümün tüm vokal kanallarını orada kaydettim. Haftalarca dolaptaydım. Kendi kendine dolapta kayıt almak zorlu ama bir yandan da eğlenceli bir süreçti. Albümün ismini sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum. Şarkıların hepsine klip çektik, şu an post aşamasında. O tarafta kalabalık bir ekiptik. Kliplerimizin yönetmeni Ecem Gündoğdu, görüntü yönetmenimiz Veli Kuzlu idi. Tüm klipleri çok severek çalıştık. İkisi de çok değerli ve çok yetenekli arkadaşlarım. Ekipleri de harika. Zaten başka türlü bu kadar yoğun bir klip çalışmasının altından kalkmamız zor olurdu. Kliplerde imajları kendim yarattım. Saç tasarımları bana ait. Uzun yıllardır sahnede kullandığım modellerimin bir kısmını bu kliplerde kullandım. Kıyafetlerin de neredeyse tamamı kendi dolabımdan. Kliplerin hepsinde farklı imajlar kullandık. Şarkıların ruhunu yansıtmaları benim için önemliydi. Beste bazında renkli bir yelpazeye sahip ‘Gardrop’. Bunu şarkıların video kliplerine de görsel olarak taşıyabildiğimizi düşünüyorum.
MÜZİKSEVER BİR AİLEDE BÜYÜDÜM
ODTÜ ve ardından İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na uzanan eğitim hayatınıza müzik nasıl dahil oldu?
Müzik hep vardı hayatımda. Müziksever bir ailede büyüdüm. Küçüklüğümde evde müzik hem dinlenir hem icra edilirdi. Babam ud çalardı. Profesyonel müzisyen değildi, devlet memuruydu fakat müzik sevgisi çok yoğundu. Türk müziği repertuvarı genişti ve saatlerce çalışmak onu çok mutlu ederdi. Annemin de enstrüman sevgisi çocukluğunda başlamış. Kendi çocukluğunda onun ailesinde de müzik ve enstrüman sevgisi oldukça yüksekmiş, ailede bağlama, akordeon ve ud çalınırmış. Annem de 12-13 sene kadar halk danslarıyla da ilgilenmiş. Lisede davula merak sarmış o da. Aynı yıllarımda ben de davula merak salıp dersler almıştım. Sporculuk dönemim aslında, dinleyici olarak, yine müzikle iç içe geçti fakat profesyonel olarak tamamıyla bu yöne kaymam geçirdiğim kayak kazası sonucu gerçekleşti. Lisanslı spor hayatım bitti. Müziğe yer açıldı.

Lisanslı sporlarınız yüzme, monopalet, sutopu ve sualtı rugby’sinde ulusal ve uluslararası alanda birçok dereceleriniz bulunuyor. 30 yıldır da kayıyorsunuz. Su sporlarına devam ediyor musunuz? O dönemi anlatır mısınız?
Maalesef uzun zamandır yüzmüyorum. Hatta son 2 senedir tatil bile yapamadım, denize bile giremedim. Çok özlüyorum yüzmeyi. Spor benim için, dengemi tazeleyen bir uğraş. Su sporları da, çok uzun seneler ve çok yoğun bir tempoda uğraştığım bir alan olduğu için, içime en çok yer etmiş olanı. Şu aralar yeniden antrenmanlara başlamaya hazırım fakat şartlar müsaade etmiyor. Şartlar normale döndüğünde yeniden lisans çıkartıp, bir kulüp bünyesinde, 35 yaş üstü müsabakalarına katılmak istiyorum. O dönem çok özel. Takım olmak zaten başlı başına müthiş bir deneyim. Sporcu arkadaşlarımın büyük kısmı hak verecektir ki aranızda iyi ya da kötü ne yaşanırsa yaşansın takım arkadaşlığının bağı apayrıdır. Paylaşılan saatler çok uzun, yaşanılan hikayeler ve kardeşlik bambaşkadır. Bizler müsabakalarda yer aldığımız için antrenmanlarım çok yoğun olurdu. Günde çift antrenmanlı bir düzenimiz ve ciddi sorumluluklarımız vardı. Kendimize çok iyi bakar, beslenme düzenimize çok dikkat ederdik. Tabii bunlarda ailemizin payı çok çok büyük. Burada, aslında en büyük övgüyü sanırım onlar hakediyor. Mesela, düşünsenize, ortaöğrenim hayatım boyunca sabah 05:30’da uyanıp havuza giderdim. Peki nasıl giderdim? Tek başıma gidemem. Annem götürür, havuzun kapısına bırakırdı. Eve döner, güne hazırlanır, antrenman bitişi gelip alır ve okula bırakırdı. Delilik. Müthiş bir adanmışlık ve kararlılık. Çok minnettarım. O dönemler hiç kolay değildi. Ailelerimiz olmasa bizler sporcu olamazdık.

SAÇLARIMLA HAYATA RENK KATTIĞIMI DÜŞÜNÜYORUM
Stylinginizde kullandığınız rasta tarzında örgü ve burgulardan oluşan renkli saç tasarımları da size ait. Bu merak nasıl başladı? Sahnedeki saç tasarımlarınız da size mi ait?
Sahnede, televizyon programlarında, fotoğraflarda kısacası her yerde gördüğünüz saç tasarımları bana ait. Çok uzun senelerdir kuaföre gitmedim. Evvelinde de sadece boya ve kesim için gidiyordum. Boyayı bıraktıktan sonra da neredeyse, hiç gitmedim. Günlük saçlarda genel olarak çok iyiyiz fakat şov için saç şekillendirme işini sanırım ülkemizde layığıyla yapabilen çok az kişi var. Genel olarak tekrarlardan ve kısır bir model kataloğundan ibaret maalesef. Çocukluğumda da elim hep yatkındı bu işlere. Kendi saçlarımı örmeyi, Afrika örgüleriyle gezmeyi severdim. Ortaokulda, bir yaz tatilinde, ensemdeki saçları rengarenk boyatma cesaretini gösterdiğimde de bugünler biraz kendini göstermişti aslında. Çeşitli malzemeler kullanmak, görülmemiş modeller denemek, kalıpların dışında bir dünya yaratmak fikri benim için hep çok cazip. Hayata renk kattığımı düşünüyorum. Etrafıma baktığımda da kendini saçlarıyla ifade etmeyi seven pek çok kişi görüyorum. Özellikle İstanbul’da çok iyi el emeklerine bolca rastlayabiliyoruz. Bu beni mutlu ediyor. Açıkçası çeşitliliği çok seviyorum.
Birçok farklı müzik türünde şarkılar söylüyorsunuz ve görsel anlamda da birçok Su Soley görüyoruz. Değişim sizin için ne ifade ediyor?
Değişim benim için devinimi ve bundan sağlanan gelişimi ifade ediyor. Çeşitlilik çok besleyici bir şey. Hayattan öğrenebileceklerimiz, hayata katabileceklerimiz sonsuz. Dünya üzerinde bu kadar çeşitli ve bu kadar güzel müzik varken kendimi hoşuma giden bir tarzdan mahrum bırakmak hayat felsefeme uymuyor. Neden ilgilenmeyeyim ki değil mi? Sevgi esastır. Kovalamak gerekir. Hayatımıza ışık olur, aydınlık olur. Bu tabii ki üretimime yansıyor ve çok çeşitli tarzlarda üretim yapabilmemi sağlıyor. Çıkan eserler farklı renklerde olunca görsel yönü de ona göre rengarenk oluyor. Kimi bestem reggae, altısekizlik bir balad. Her birinin duygusuna uygun görsel çalışmalar yapmak benim için önemli. Görsel olarak da çeşitliliği çok seviyorum. Tekrarlardan uzak olduğu için içimdeki çalışma aşkını da besliyor.

YAZ DÖNEMİNDE AÇIK HAVADA BİR KONSER HAYALİM VAR
‘Gardrop’ albümündeki birçok söz ve beste size ait. Albümün geri kalanında kimlerle çalıştınız?
Gitarlar çok sevgili arkadaşım Barış Bölükbaşı’nın elinden çıktı. Uzun yıllar sahnede ve sahne dışı projelerde Barış’la beraber çalıştık. Çok yakın arkadaşımdır. Zaten senelerdir müzisyenliğini çok beğenirim, ülkedeki sayılı gitaristlerdendir. Gitar düzenlemelerini tamamen Barış yaptı. Mix ve mastering’ler için, uzun yıllardır olduğu gibi yine Özgür Yurtoğlu ile çalıştım. Özgür de çok beğendiğim bir ses mühendisi. Ne kadar farklı tarzda şarkılar denersem deneyeyim hep en güzelini mix’liyor. Bu albümdeki bestelerimden iki tanesinde çok değerli iki arkadaşımın da katkısı var. “Bu Yaz”da Burçak Şahvelioğlu’nun sözleri var. Şarkıyı yazdığım senelerde Burçak ile aynı şehirde yaşıyorduk ve ayrılmaz bir ikili gibiydik. Dertlerimiz ve sevinçlerimiz birdi. O dönemde bu şarkıma da katkısı olmuştu. Diğer şarkım da ‘Müebbet Hayalet’. Bu şarkımın bestesinde de İskender Paydaş var. İskender’in müzikalitesinin şarkıya yansımış olması beni çok mutlu ediyor.
Müzisyen ve sporcu Su Soley’in önümüzdeki planları neler?
‘Gardrop’taki her şarkıya klip çektik. ‘Dengesizim’ ile birlikte her ay yeni bir klip yayınlayacağız. Bu beni çok mutlu ediyor. Bunun yanında konuklu ve konuksuz olarak canlı yayınlara devam edeceğim. Ortalık biraz durulduğunda havuza antrenmanlara dönmeyi düşünüyorum, belki sonrasında müsabakalarda da görüşürüz. O zamana kadar sahilde paten antrenmanları ile devam etmeyi planlıyorum. Birkaç yeniden seslendirme projemiz olacak. Dilerim sağlığımız yerinde olur ve hepsini gerçekleştirebiliriz. Yaz döneminde açık havada bir konserde buluşabilmek dileğimle…
