70’lerde yaşayan bir hippi olabilirim
Hiphop’tan arabesk’e, şarkılarında her türlü rengi barındıran Gökçe, etnik ezgilerin de senelerdir hayatında var olduğunu söylüyor: Kendimi 70’lerde yaşayan bir hippi olarak adlandırabilirim. Hatta keşke o dönemlerde yaşasaydım dediğim oluyor. Ortamım, dinlediğim müzikler hep o dönemlere ait.

Röportaj: Vildan Uygunoğlu
Hareketli, renkli ve kıpır kıpır bir isim Gökçe. Bitmeyen enerjisiyle harmanladığı şarkılarıyla bizi anında etkisi altına alıyor. Gökçe ile biraz hiphop, biraz etnik, biraz da Balkan ezgileriyle süslediği şarkılarını, Marmaris’teki sakin hayatını ve yeni albüm hazırlıklarını konuştuk.
Dinamiğini ve enerjisini kaybetmeden daha olgun ve hayata dair şarkılar yazan Gökçe ile karşılaşmaya başladık. Bunun sebebi pandemi mi oldu?
Aslında bunun sebebi pandemi değil, kesinlikle içimden geldiği gibi şarkılar yapıyorum, ben değişiyorum, zaman zaman dinlediğim müzikler de değişiyor. Bu enerji de yaptığım bestelere yansıyor olabilir.
Marmaris’te yaşamak uzun süreden beri müziğinize ve hayatınıza nasıl bir katkı sağladı?
Marmaris’te yaşamak genel olarak bana ve ruhuma çok iyi geldi, daha sakin şarkılar yapmama sebep oldu. Marmaris’te en sevdiğim şey herhangi bir işiniz varsa onu yaklaşık 10-15 dakika içinde halledebiliyor olmanız. İstanbul’da yaşamaya alıştığım için buradaki insanlar bana çok yavaş geliyor, bu biraz beni rahatsız edebiliyor. Çünkü hala burada olmama rağmen bir koşuşturma içinde hissediyorum kendimi. Sonra diyorum ki “Gökçe Marmaris’tesin biraz sakin”. Herhangi bir resmi dairede işin bile olsa maksimum bir saatte her şeyi halledebiliyorsun. Ben üşengeç bir insanım, İstanbul’da evimden kalkıp spora gitmek çok işime gelmiyordu ama burada düzenli bir şekilde spor yapabiliyorum. Marmaris’in doğası çok güzel çam ormanlarıyla çevrili bir yer, ruhuma iyi geldiği kadar sağlığıma da iyi geldiğini düşünüyorum. Biraz daha sakin bir insan oldum burada ama kendi kendime sokaklarda koştuğum da oluyor tabi 🙂
İstanbul’un kaosu, 24 saat yaşayan ruhu mu yoksa Marmaris’in durağan sakinliği mi şarkı yazarken içinizdeki duyguları tetikliyor?
Herhangi bir şehrin benim üretmeme pek katkıda bulunduğunu söylemek doğru olmaz. Ben genelde sabahları ve gündüzleri üretmekten hoşlanıyorum doğam gereği bu böyle, fakat nerede beste yapacağım hiç belli olmuyor. Mesela “Ne yapardım bilmem” şarkımı E5’te trafikte yazmıştım arabada, herhangi bir yerde bir anda bir şarkı çıkmaya başlayabiliyor ve onun devamını oturup canım istediği zaman devam ettiriyorum.

DAVUL ÇALARKEN ÇOK MUTLUYUM
1 yıl içinde sürekli şarkılar yazarak aslında dinleyicinizle sık sık bir araya gelmeye başladınız. Aksiyondayım ile hiphop, Eyvallah ile Balkan ve sonrasında Kader Utansın ile arabesk esintili farklı bir Gökçe’yi bize sundunuz.
Aslında genel olarak tarzımın içinde barınan müzikler bunlar, hiphop altyapılı Balkan ya da hiphop altyapılı alternatif. Etnik şarkılar senelerdir hayatımda varlar, özlediğim zaman arada bir yapmaktan hoşlandığım bir müzik tarzı. Kader Utansın’ı aslında ben yapmadım 🙂 Kendisi zorla hayatıma girdi, yapmış bulundum çok mutluyum. Sözlerde değişik bir Gökçe var, bestenin vokal melodisinde de yapı olarak değişik bir Gökçe var. Fakat bu şarkı için; “Her şey bitmedi bitemez” gibi şarkı isteyenleri tatmin edecek diyebiliriz. Aksiyondayım ve Eyvallah için çok farklı bir Gökçe diyemeyiz. Son zamanlarda Kader Utansın tarzındaki müzikleri çok dinliyorum belki o yüzden etkilenmiş olabilirim, sevdiğim tarzda bir müzik yapmış oldum.
Kader Utansın “Bizi eğlenmeye götür Gökçe” diyenleri şaşırttı biraz. Yaş aldıkça değiştiğinizi ve bunun tadını çıkardığınızı bir röportajınızda dile getirmiştiniz. Yeni şarkı bu dönemlerinizin etkisini taşıyor mu?
Hiçbir zaman tek tip bir şeyle anılan bir şarkıcı, besteci asla olmak istemem. Kliplendirmediğim için bilmediğiniz çok fazla şarkım var hatta bilirseniz çok seveceğiniz damar şarkılarım var. Keşke klip çekseydim dediğim bu tarz çok şarkı var, sürekli eğlenceli şarkı yapmak hiçbir sanatçıya zevk vermez. Üstelik evimde arkadaşlarımla takılırken genelde çok eğlenceli şarkılar dinlemem. O yüzden artık sadece eğlenceli şarkılarımı değil slow şarkılarımı da kliplendireceğim ama tabii ki benden beklenilen eğlenceli şarkıları da yapacağım. Fakat bu pandemi döneminde kesinlikle çok eğlenceli şarkı yapmaktan yana değilim, zaten içimden de gelmiyor.

Hem davul, piyano, az gitar çalan bir müzisyen hem de şarkılarını yazıp söyleyen bir kadın şarkıcısınız. Sizin içinizdeki Gökçe en çok nerede mutlu ve rahat oluyor?
Kesinlikle davul çalarken çok mutluyum. Hatta zaman zaman sadece davulcu olarak kalsaydım, hiç bu albüm koşturmasına girmeseydim. Ama tabii ki beste yapmaya bir yandan devam etseydim dediğim çok oluyor.
Rahat ve sakin bir tavra sahipsiniz. Heyecanınızı işinizde kullandığınızı düşünüyorum. Fakat bize renkli bir Gökçe hep sesleniyor. Sanki hep 70’lerde yaşayan bir hippi ile karşı karşıyayız.
Aslında rahat ve sakin bir tavra sahibim diyemem belki görüntü olarak öyleyim. Çok değişken bir yapım var. Bazen çok sabırsız, çok rahatsız, çok takıntılı ve mutsuz olabiliyorum. Aynı konuyla ilgili hemen ertesi gün çok umutlu, çok sakin ve rahat olabiliyorum. Bu da etrafındaki insanları ve beni biraz yıpratıyor. Sosyal medyada gördüğünüz Gökçe tabii ki size pozitif enerji vermek isteyen Gökçe. Öyle değilsem, o gün zaten bir şey çekmiyorum. Bir fotoğraf da yayınlamıyorum ama kim ne der diye düşünmeden yaşayan bir insanım. Kendimi evet 70’lerde yaşayan bir hippi olarak adlandırabilirim. Hatta keşke o dönemlerde yaşasaydım çok dediğim oluyor. Etrafımdaki insanları ona göre seçiyorum zaten. Ortamım, dinlediğim müzikler hep o dönemlere ait.

ŞARKINIZ ÇOK FIRLAMAYSA SÖZLERİ EDEBİ OLMAYABİLİR
Önceki albümlerde sözler ağzınızdan nasıl çıkarsa öyle kalıyordu, “Üstünde çok düşünmeyeyim, doğal olsun istiyordum” diyordunuz. Yeni şarkılarda o duygu var ama edebi tarafı daha güçlendirmeye başladığınızı hissediyorum.
Kesinlike dediğiniz doğru artık daha çok dikkat ediyorum. Yine de albümlerimde klipleri olmadığı için bilmediğiniz ama söz açısından çok etkileyici şarkılarım var. Aslında şarkısına göre değişiyor. Çok eğlenceli, fırlama ruhlu bir şarkı yaptıysam sözlerde çok edebi şeyler beklemiyorum. Zaten bütün dünyada da bu böyledir ama bulduğum konu önemli bir konuysa sözleri yazarken daha dikkatli davranıyorum.
Müzik için yaşayanlardansınız sanırım. Üretirken sabırsız ruhunuzu nasıl dizginliyorsunuz?
Yani şu anda yaptığım bir sürü şarkı var. Hepsini her gün çıkarmak istiyorum. Çok sabırsızım. Fakat henüz yeni çıkmış ‘Eyvallah’ ve ‘Kader Utansın’ şarkılarımın üzerinde durmak istiyorum. Çünkü yayıldıkça ve öğrenildikçe çok sevileceklerine inanıyorum hala daha duymamış bir sürü insan var, duyanlar zaten çok seviyorlar yaza çıkaracağım şarkıyı biraz bekleteceğim.
Anneniz hariç babanız müzisyen. Eşiniz diş hekimi ama aynı zamanda bir kaç enstürman çalıyor ve şarkı söylemeyi seviyor. Böyle bir ortamda müzikte üretmek zevkli oluyordur.
Aslında ben yalnız başıma üretmekten yanayım. Başka insanların siz üretirken size hiçbir faydası dokunmaz üretirken tek başınasınızdır. Kimse beyninizin içinde duyduğunuz melodilere ya da sözlere katkıda bulunamaz. Ürettikten sonra babamın çok büyük bir katkısı oluyor. Bana çok yardımcı, şarkının gitarlarını çıkarıyoruz, olması gereken ritmini düşünüyoruz, buluyoruz ve ilettikten sonraki aşamada çok güzel şeyler paylaşıyoruz. Tabii ki evde birinin gitar çalıyor olması müziğe ilgisinin olması çok keyifli bir şey o yüzden şanslıyım.
Babanızla dönem dönem Youtube performanslarınızı izliyoruz. Sizin üretimleriniz hakkında neler düşünüyor. Eleştirilerine önem verir misiniz?
Babam bu konuda çok objektiftir hoşlanmadığını söyler. O yüzden artık kimseye inandığım bir şarkıyı dinletip “Bunu çıkarayım mı” diye sormuyorum 🙂 Çünkü herkesin zevki farklı. Herkes farklı bir şey söylüyor ve benim kafam çok karışıyor. O yüzden artık sadece kendimi dinliyorum. Kendim ne istersem onu çıkarıyorum. Babamla beraber sevdiğimiz şarkıları yeniden uyarlıyoruz ve inanılmaz keyif alıyorum. Umarım daha uzun seneler devam ederiz.
Röportajın devamını okumak için tıklayın…
