Sorry, no posts matched your criteria.

‘Aşk bana ateşi hatırlatıyor ısıtır ama yakar da…’

Hayat mottosunu “sabırlı, olumlu ve sevgi dolu olmak” diye özetleyen Kubilay Aka, aşkın tarifiyle de içimizi ısıtıyor: Aşk dünyanın en güçlü kelimelerinden biri. Yer aldığı her cümleyi güçlendiriyor. Bir de bana ateşi hatırlatıyor. Ateş ısıtır, etrafında sohbetler edilir, kahkahalar atılır. Ama aynı zamanda yakar da. Doğal afete de dönüşebilir.

Röportaj: Mukaddes Kaya
Fotoğraflar: Tamer Yılmaz
Styling Eylem Yıldız
Video: Yuşa Ebrar Dursunoğlu
Saç: Mertcan Pekgüzel
Makyaj: Şehrazat Naseri
Styling asistanları: Zeynep Baba Büşra çevik
Fotoğrafçı asistanı: Doruk Uğurluer
Mekan: İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul Kampüsü Enerji Müzesi

Yaşı genç olabilir ama işinde oldukça tecrübeli. Yakışıklı ama bir kadar da sevimli. Ayrıca çok başarılı ve de çok yetenekli bir oyuncu. Ünlü biri olmayı üzerine öyle bir güzel cuk diye oturttu ki, bu şöhret denen olguyu yönetmesini bildi ve kazanan Kubilay oldu. Bu sektörde hep olacağını önce yeteneği sonrasında da karakteriyle kısa sürede kanıtladı. O artık herkesin çok beğendiği, takdir ettiği bir aktör ve çok güzel bir adam. Sıcak ve içten tavırları, işine olan saygısı ile örnek alınacak gencecik bir delikanlı. Her role bürünüyor, her rolün hakkını veriyor ve yakışıklılığı ile herkesi büyülüyor. Karşınızda çok güzel gülen, gülünce etrafına ışıklar saçan ve keyifli sohbetiyle Kubilay Aka.

Tesadüf olarak başladığın oyunculuk seni nasıl bir adam yaptı?

Sanırım daha sorumluluk sahibi biri olmaya başladım. İstanbul’a ilk geldiğim günden beri şu an düşünüyorum da çok hızlı geçti zaman. Hayatım da bu kadar hızlı değişince biraz daha büyümem gerekti kendi içimde. Ama çok şey öğrendim, daha empati yapabilir daha olumlu bir haldeyim geçmişe göre.

Oyunculuk aslında içinde hep vardı da sadece doğru anda doğru yerde miydin, sence şanslı mısın bu konuda?

Şanslı bir insanımdır bu konuda yalan söyleyemem. Ama şansa çok inanmam. Küçüklükten beri istediğim, hayalini kurduğum bir şeydi. Doğru zamanda, doğru yerde olmak bir kapı açtı belki de. Ben daha çok kalbi temiz olmaya inanırım. Hata yapılabilir, yanlışlar olabilir ama kalpte kötülük yoksa bir şekilde karşına fırsatlar çıkıyor. Hayata karşı hep olumlu olmakta fayda görürüm o yüzden.

İZOLE BİR HAYAT YAŞIYORUM

Çok genç yaşta çok başarılı bir oyuncu oldun, kendini geliştirmek için neler yapıyorsun?

Boş kaldığım süreçlerde çok fazla izliyorum ben. Sevmediğim bir tür bile olsa izliyorum, incelemek farklı oyunculuklara bakmak, eskiyi bilip yeniyi takip etmeyi yararlı buluyorum. Bolca okumaya çalışıyorum. Vakit bulursam oyunlara da gidiyorum. Bunun yanı sıra her alanda kendimi geliştirmek, her şeye hazır olmak hoşuma gidiyor. At binmek, dalış yapmak, kılıç kullanabilmek, karma dövüş sanatları öğrenmek, kayabilmek, araç sürüş vs. konularda eğitim almak hoşuma gidiyor. At çiftliğinde bir sahne çekiyorsak izin alalım ata binsin karakter daha iyi olabilir gibi öneriler sunulma ihtimaline hep hazır olabilmek önemli bence. Müziğe çok değer veriyor ve bu alanda da kendimi geliştirmeyi çok seviyorum. Şimdilik bunları yapıyorum tabii dönem dönem değişiyor. Bazen hiçbir şey yapmak istemediğim zamanlar oluyor. O zamanlarda da hiçbir şey yapmamayı çok yararlı buluyorum.

Bir oyuncu nasıl yaşamalıdır?

Genel olarak oyuncular nasıl yaşamalı gibi bir kavram çok geniş olur. Sporu çok merkezde tutmaya çaba gösteriyorum. Çünkü hava şartları ne olursa olsun, gerekirse uzun saatler, özellikle aksiyon işlerinde çok fazla efor gerektiği zamanlar oluyor. Sağlıklı ve dinç olmak gerekiyor. Bunun yanında sporcu gibi de beslenmek gerekiyor tabii. Onun dışında izole bir hayat yaşamaya özen gösteriyorum; şehirden uzak yaşıyorum. Eğer bir iş yapıyorsam motivasyonumu çok dağıtmamak iyi geliyor. Genelde kendimi bu şekilde disipline etmeye çabalıyorum, hayata karşı olumlu olunca her şey daha kolay hale geliyor. Aslında yaptığımız şey hep birlikte takım olarak bir hikayeye hayat vermek. Takımla uyumlu olacak şekilde yaşamak bizim en büyük sorumluluğumuz. Elimden geldiğince öyle yaşamaya özen gösteriyorum. Bir projem olmadığı, çalışmadığım zamanlarda da hayatın tadını çıkarmaya özen gösteriyorum. Bu yoğunluğun dışında hayat akıyor ve yaşamak güzel şey.

İlk rolün ve ilk heyecanın var mı aklında kalan bir anekdot?

Aklımdan hiç çıkmayan şey ilk sahnemde dizlerimin çok titrediği. Bir insanın dizlerinin bu kadar titreyebileceğini hiç düşünmemiştim.

Dönem dizi ve filmleri oldukça fazla bu aralar, sen hangi çağda nasıl yaşamak isterdin?

Evet, çok güzel işler yapılıyor. Her çağın ayrı bir güzelliği, ayrı bir dramı var. Yaşadığım an çok değerli benim için o yüzden başka zamanda yaşamak istemezdim ama gidip gelme şansım olsa 1900’lerin başında birkaç görmek istediğim ülkeyi gezmek, zamanımıza geri dönmek çok isterdim.

Dijital platformlar mı, televizyon mu, her ikisinde de iş yapmış bir oyuncusun, sana göre hangisi daha iyi?

Dediğim gibi ben bir hikayedeki bir karaktere hayat vermekle yükümlüyüm. Benim için platform çok önemli değil aslında bu yüzden. Şahsen oyuncu kimliğimin dışında tabii ki dijital platformlarda bölümlerin daha kısa olması, cesur konuların daha özgürce işlenmesi, ilk bölümünün de son bölümünün de belli olması film seti gibi bir ön hazırlık sürecine fırsat tanıyor. Ama televizyonun da vazgeçilemez bir devamlılığı var. Televizyonda 1 bölüm en az 120 dakika. Söylemek istediğim şey dijital platformları çok çabuk tüketiyoruz ama çok az daha özgür ve konforlu bir alan, televizyonunsa kendini koruyan bir yapısı var ama daha sınırlı bir alan. İkisinin de avantajları, dezavantajları var. İkisine de ihtiyacımız var.

UZUN ZAMANDIR BİRİ YOK

Aşk 101 neden bu kadar sevildi ve beğenildi?

İlk okuduğumda inancım tabii ki çok yüksekti ama yine de geri dönüşünün bu kadar büyük olacağını tahmin etmiyordum ben de hiç. Sanırım herkes kendinden bir şey buldu, belki televizyonlarına bakarken aynaya baktılar kısa bir süreliğine de olsa bence bu çok büyük bir etken. Onun dışında daha yaşı büyük izleyicilerimiz, o dönemde lise okuyanlar biraz özlemişler sanırım o yılları. Aşk 101 biraz olsun hasret gidermelerine sebep oldu diye düşünüyorum sevilme etkenlerinden biri olarak. Umarım hep böyle sevilir, beğenilir içinde olduğum işler. Çok güzel bir his.

Bu ara dinleniyorsun, nasıl bir proje ile karşımıza çıkacaksın, var mı projeler?

Evet, dinleniyorum. Geçtiğimiz altı yıl içinde sadece üç gün tam anlamıyla tatil yapabildim. Arka arkaya dizilerde oynadım. O yüzden biraz dinlenmek iyi geldi. Gelen senaryoları okuyorum, keyifli işler geliyor. Şu an için değerlendirmekle geçiyor. Kalbim bir işe çarptığında başlayacağım tekrar. Çok özletmem; sette olmayı çok seviyorum çünkü.

Röportajın devamını okumak için tıklayın…