Şöhret ile engelli kardeşimin yaşadığı güçlükleri sorguladığım bir roldeyim
Hollywood’un Avustralyalı yıldızı Guy Pearce, şu sıralar Kate Winslet ile başrolü paylaştığı Mare of Easttown ile gündemde. Ünlü aktör, polisiye diziye nasıl dahil olduğunu, rolüne hangi motivasyonla hazırlandığını ve Kate Winslet’ın oyunculuğunu Re Touch Mag okurları için anlattı.
Röportaj: Vildan Uygunoğlu
Iron Man ve Monte Cristo Kontu gibi sayısız filmde dahilerden kötülere tüm rollerin hakkını veren Guy Pearce, Kate Winslet’ın da “11 yaşımdan beri ona aşığım” dediği başarılı bir oyuncu. İki ünlü isim Amerikan suç draması Mare of Easttown’da birlikte rol aldı. Ünlü aktör Pearce ile Re Touch Mag’e özel keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Mare of Easttown’da kimi canlandırıyorsunuz?
Dizide kasabayı ziyaret eden yaratıcı yazarlık eğitmeni Richard Ryan’ı canlandırıyorum. Yani kasabaya tamamen yabancı biri – ki şehre o kadar dalmış, herkesin hayatına oldukça bağlı yerel bir dedektif olan Kate’in (Winslet) karakteri için önemli bir gereklilik olduğunu düşünüyorum. Bir bakıma kendini sıkışık bir yere koyan bir durum. Richard, Mare’e herkesin onu aynı şekilde görmediğini hatırlatıyor. Richard kaybedecek çok şeyi yok gibi görünen oldukça rahat biri, bir nevi bu kasabada süzülüyor ve onu bir barda görüyor. Ama Mare’den oldukça etkileniyor. Sonra geçmişte yazar olarak birtakım başarılar elde etmiş, belki yıllar önce biraz ünlenmiş bir adam olduğunu ve bunun çok bir anlamı olmayan kısa vadeli çeşitli ilişkilere yol açtığını görüyoruz. Epeyce karmaşık olduğu açıkça belli olan bu kadınla tanışıyor ve sanırım Richard ona anında aşık oluyor. Richard sayesinde Mare’in kasabada yaşayan herkesin sorunlarını çözmeye çalışan yerel bir dedektiften daha fazlası olduğunu görüyoruz.

Sizi bu hikayeye çeken şey neydi?
Her türden hikaye ilgimi çekiyor ama daha önce çalıştığım bir hikayeye benzediğini düşündüğüm bir senaryo okursam, işte o zaman onunla pek ilgilenmiyorum. Bu yüzden her zaman yaratıcı bir şeyler bulabileceğim ve daha önce benzer bir karakteri canlandırmadığım bir hikaye arıyorum. Ya da daha önce canlandırdığım bir karakterse en azından bulunduğu dünyada bir şekilde farklı hissettiren bir karakter olması gerekiyor. Genelde insanların birbirleriyle bir şeyler anlamaya çalıştıkları dramalarla ilgileniyorum, ister dramatik anlamda, ister polis hikayesinde ya da sadece aile bağlamında olsun. Bu senaryoda da her ikisi mevcut.
ÜNÜNÜ KAYBETMİŞ BİR YAZARI OYNAMAK İLGİNÇ BİR DENEYİMDİ
Role nasıl hazırlandınız?
Yani, Richard’ın geçmişte bir nebze başarısı olduğu gerçeğine odaklandım, geçmişte ona başarı getiren bir kitap yazmıştı. Fakat o zamandan beri başka bir şey yazmamış. Bu yüzden onu neyin etkilediğini anlamaya çalışmak ilginç bir deneyimdi. Şöhret enteresan bir konu. Birçok ünlü arkadaşım var ve bu şöhretin insanları nasıl etkilediğini her zaman merak etmişimdir, çünkü bir kişiyi baş tacı etmek aslında doğal olmayan bir şey ve aynı zamanda çok hızlı bir şekilde çıkartıldığınız yerden indirilebilirsiniz de. Her gün hayatla mücadele eden zihinsel engelli bir kız kardeşim var. Diğer yandan da kendisine her şeyin sunulduğu ve ışığın her zaman onların üstünde parladığı birçok ünlü tanıdığım insan da var. Normal hayat ve ‘şöhret hayatı’ arasındaki dengesizliği net olarak görebiliyorum. Bu yüzden yıllar önce ünlü olmuş fakat o zamandan beri bir şeyler yazamamış bir yazarı oynamak ilginçti. Hikayeye eklediğim şey bunu neden yaşadığını ve artık neden yaşayamadığını sorgulayan bir adamdı. Sanırım ünün ona önceden ne getirdiğini sorguluyordu; kadınlarla ona pek de bir şey ifade etmeyen ilişkiler yaşıyordu. Fakat şimdi ünlü bir kitap yazdığı için onunla ilgilenen ve daha sonra ilgisini kaybeden değil, direkt adamla ilgilenmeyen bir kadınla tanışıyor ama bu kez de Richard Mare ile ilgileniyor. Kısaca aynı yaşlarda bir adam olarak, Richard’ın son 20-25 yıldır deneyimlediği şeylerden farklı olan bu olayın onun için ne anlama geldiğini anlamaya çalıştım.

Richard, Mare’de ne görüyor?
Öncelikle güzelliğine vuruluyor ama aynı zamanda onun içinde bir ağırlık olduğunu da seziyor. Sanki içinde olan bitenleri bir kenara bırakmış olduğunu görüyor ve bu konu hakkında onunla konuşmak istiyor. Mare konuşmakta zorlansa da bir yandan kimsenin içinde neler olup bittiğini sormadığını fark ediyor. Bu iki karakterin birbirini pek de alışık olmadığımız şekilde bulması hoşuma gitti. Birbirlerini keşfederken aynı zamanda kendilerini de keşfediyorlar.
KATE İLE ÇOK GÜZEL BİR UYUM YAKALADIK
Kate Winslet ile çalışmak nasıldı?
Kate’le çalışmayı çok seviyorum. Gerçi başlangıçta çok kısa bir süre çalıştık. 2020 yılının mart ayında geldim ve bir gün çalıştıktan sonra pandemi nedeniyle bir anda her yer kapatıldı. Daha sonra başladığımız şeyi bitirmeye çalıştık ve eylül ve ekim aylarının sonlarında ancak bitirebildik. Alışılmadık bir atmosferdi çünkü pandemi patlak verdikten sonraki ilk işlerden biriydi. Her gün Covid-19 testi oluyorduk. Ben neredeyse şimdiye kadar 45 kez test oldum. Kate ise büyük ihtimalle 145 kez olmuştur. Sette hiç alışık olmadığımız durumdu. Hepimiz maske takıyor ve sosyal mesafeye dikkat ediyorduk. Gerçekten enteresandı. Aynı zamanda Kate ve ben çok güzel bir uyum yakaladık ve gerçekten birbirimizin arkadaşlığından keyif aldık. Çekimler tekrar başlamadan önce birlikte 10 günlük karantinaya girdik ve böylece yeniden bir araya gelebildik.

Kate Winslet ile 2010 yılında Mildred Pierce’da birlikte çalışmıştınız. Bir oyuncu olarak onu nasıl tanımlarsınız?
Ondan daha iyisi yok, gerçekten Kate olağanüstü biri. Her zaman birlikte çalıştığımız diğer oyuncular hakkında konuşmamız istenmiştir ve bazıları tam bir baş belası olabiliyor. Eminim birileri de benim baş belası olduğumu düşünüyordur. Ama O (Kate Winslet) gerçekten çok çalışan, repliklerini ezberleyen ve neden bahsettiğini çok iyi bilen, harika fikirleri olan ve bu fikirleri paylaşmaya çok istekli, aynı zamanda iş birliği yapmakta hevesli ve konuşkan biri. O harika, sıcak ve olağanüstü bir insan. Birlikte çok eğlendik. Komik bir hikayemiz de var, doğum günlerimiz aynı gün ve ben 18 yaşlarımdayken Kate beni televizyondan izliyormuş. Sette bana Neighbours’ın açılış şarkısını söylerdi ve bana geçmişi hatırlatıp dururdu. Aynı zamanda bu durum bizim için çok duygusaldı çünkü farkında olmadan birlikte paylaştığımız çocukluk dönemimize dönerdik. Bana doğum günlerimizin aynı gün olduğunu öğrendiğinde hayatının değiştiğini söyledi. Tabii ki ben de bunu öğrendiğimde aynı şekilde hissetmiştim. Bu yüzden birbirimize karşı gerçekten büyük bir saygı duyuyoruz.

Dizi hangi konuların üstünde duruyor ve bunlardan herhangi biri size yakın mı?
Bence esas konu aile aslında, çünkü Kate’in karakteri için hikayenin her unsuru ne kadar aşırı ve dramatik olursa olsun, her şey başlıca ailesine geri dönüyor. Annesiyle, kızıyla veya bir aile üyesini kaybeden ya da şu anda bir aile üyesiyle benzeşmeyen bir bağlantıya sahip olan hikayedeki arkadaşlarıyla olan ilişkisi. Hepsi bir dedektif hikayesinin dramatik merceğinden. Çünkü hepimiz aile ile ilişki kurabiliyoruz, her birimizin kendi ailemizle mücadeleleri var, ailelerimizi seviyoruz, bazen ailelerimizden nefret ediyoruz ve ailelerimizden kaçamıyoruz. Bu yüzden nihayetinde her şeyin aile ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Küçük kasaba zihniyeti bile aileyi bir hayli temsil edebiliyor.
