Sercan Yaşar ile sosyal medyanın iki yüzü
Davetlerin ve ses getiren organizasyonların aranılan yüzü Sercan Yaşar sosyal medyada takipçi edinen herkesin kendini Influencer ilan etmesine “Influencer kelimesi tanıtmak, anlatmak belki özendirmekten geliyor. Yani birilerini influence edebiliyorlarsa bana laf düşmez, yazık” yorumunu yaptı.
Röportaj: Rana Demir
Fotoğraf: Mustafa Güneşoğlu
Styling: @Giesto Man Milagron.com
Dönemin en çok konuşulan isimlerden biri… Tüm ünlülerle arkadaş, gazete ve dergilerde köşe yazıyor, kendine ait bir ajansı var. Sercan Yaşar’la sosyal medya hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…
Hayat hikayen çok merak ediliyor. Bu yolculuğu bize biraz anlatır mısın?
Evet insanlar ne yapıyorum, kimim, nerden geldim, neden herkesle arkadaşım anlamıyor ve çok soruyor. Ayvalıklıyım, tüm ailem orada yaşıyor. Ailem inşaat, tarım, zeytincilik sektörlerinde işler yapıyor. Liseyi İzmir Özel Türk Koleji’nde okudum yani 12 yaşından beri ailemden ayrı yaşıyorum. Daha sonra Londra’ya pazarlama eğitimine gittim bitirip İstanbul’a döndüm. Ailem çok sert ve biraz hırslı bir aile. İstanbul’a dönmem için şart koştular, siyasal bilimler okumamı istiyorlardı. Burada üniversiteye başladığımda dışarıdan staj yapıyordum ama tamamiyle bölümümle ayrı. Daha ergenliğimden beri ne istediğimi, kim olacağımı biliyordum. Tam o istek ve hırsla planlayıp çalıştım. Yıllarca Türkiye’nin en gündem, en iyi eğlence mekanlarını beach’lerini, partilerini düzenledim. Dünyanın en büyük dergilerinden birinde köşe yazıyorum. Posta Gazetesi’nde köşe yazıyorum ve dediğim gibi 13-14 yaşında bunları hayal ediyordum.

Son yılların en popüler mesleği olan ‘Influencer’ için senin en doğru tanımın nedir? Doğru bilinen yanlışlardan bize bahseder misin?
Influencer kelimesi influence etmekten yani tanıtmak, anlatmak belki özendirmekten geliyor. Geleceğin online ve sosyal medyada olduğuna çok inanıyorum ki zaten o yüzden 360 derece pr hizmeti veren bir ajansım var. Doğru bilinen yanlışlar değil de usulsüz iş politikası, isimlerin kendilerine ve markalara verdiği en büyük zarar. Projelere torpille hatalı isimlerin seçilmesi, seçilen isimlere yaptıkları reklamların inandırıcı olmaması veya kendileriyle çelişmesi sektörün kendini öldürdüğü bir hastalık bence.
İREM DERİCİ BENİ ÇOK GÜLDÜRÜYOR
Instagram hesabı açıp biraz takipçi edinen herkesin kendisine Influencer demeye başladığını görüyoruz. Bu konuda söylemek istediğin bir şey var mı?
Yani birilerini influence edebiliyorlarsa bana laf düşmez, yazık…
Sen sosyal medyada kimleri severek takip ediyorsun? Sevmediğin hesaplar kimler?
İrem Derici beni çok güldürüyor, tam benim ayarımda bir deli. @overthefirecooking gözümü döndürüyor. Sevmediğim insan da hesap da çok ama isim verip baştan yere değer katmayayım…
Davetlerde ev sahibi olmak, bir etkinliği host etmenin zorlukları neler? Başından geçen talihsiz bir olay var mı?
Neredeyse birçok global markanın davet yüzü oldum, muhteşem partiler yaptık 2019 yılında en başarılı davetlerde vardım. Eğlenceli, keyifli gibi ama inanın her seferinde stres ve telaş eğlencenin önüne geçiyor. Bende ciddi bir başarı takıntısı ve iş hırsı var, bu beni zorlayan bir huy. En garip olay tüm magazine de yansımıştı 2019 yılında. Zaten sonra davet kalmadı. Aynı hafta 2 davet yaptım ve davetimde de önemli ünlü iki farklı kişi bayıldı.

KEYİF ALMADIĞIM YERDE DURMAM
Markalar seninle çalışmayı çok seviyor, sana güveniyorlar. Sence bunun sebepleri neler?
Çünkü kraldan çok kralcıyım. İstediklerinden bile fazlasını alıyorlar. Kendi ekiplerinden daha çok sahip çıkıyorum projelerine. Ve başarısızlık yaşamadım.
Çok geniş bir çevren var, herkesin hikayelerinde seni görüyoruz. Sanki aynı anda bir kaç yerde olabiliyorsun 🙂 Yorulduğun zamanlar hiç olmuyor mu?
Aslında sevmediğim kimseyle beni görmüyorsunuz, keyif almadığım yerde olmuyorum. Yorucu koşuşturucu bir hayatım var ama mutluyum. Tek avantajım vampir gibiyim, uyumam uyumayı sevmem.
Röportajın devamını okumak için tıklayın…
