Sorry, no posts matched your criteria.

”Çılgın bir dönemdeyiz ama ben mevzunun akışındayım”

Müzisyenlerin sıkıntılarının pandemide arttığını ifade eden Gökhan Türkmen “Genel olarak ben müzisyenim dediğinizde “Asıl işin ne?” diye soruyorlar. Bu sıkıntılar pandemide arttı. Ama arkadaşlarım da ben de üretmeyi hiç bırakmadık” diyor.

Türk müziğinin kendine has seslerinden Gökhan Türkmen, son olarak Romantik albümünü dinleyicilerle buluşturdu. Albümde biri Fransızca olmak üzere 10 şarkı bulunuyor. Online konserlerin aynı tadı vermediğini belirten Türkmen, sanatın önemini şöyle tarif ediyor: “Görebilmen, işitebiliyor olman gerekli. Sanat, o yüzden özel bir iş.” Başarılı müzisyen ile son albümünü, pandemide neler yaptığını ve tarzını nasıl oluşturduğunu konuştuk. Ortaya keyifli bir söyleşi çıktı… Söz Türkmen’de…

Röportaj: Sercan Meriç

En son Romantik albümünü yayınladın. Bu senenin senin için en son güncel gelişmesi bu oldu. Nasıl hazırlandı bu albüm?
Romantik aslında belli olan bir albümdü. Şarkıları hazırdı. Biz farklı bir şey denedik bu sefer. Önce şarkıları tek tek yayınlayalım dedik. Dinleyicileri ve bizi diri tutar diye düşündük. Kıyıda köşede kalan, şans verilmesi gereken şarkılar oluyor. Daha kıymetli bir albüm oldu. Mesela Sır şarkısı çok paylaşılmaya başladı. Dediğim gibi bu matematik de tuttu.

FRANSIZCA RAP İNGİLİZCEDEN DAHA ETKİLİ

Bir de Fransızca bir şarkı var. Bu tercihi de anlatabilir misin?
Kağıt şarkısını Fransızca olarak seslendirdim. Bu şarkı böyle olsa ne kadar güzel olur diye düşündüm. Fransızca’yı çok seviyorum. Müziğine, sinemasına çok hayranım. Çok fonetik geliyor. Bazıları kaba olduğunu düşünüyor ama bana çok romantik geliyor. Fransızca rap müziği de çok seviyorum. İngilizce’den daha etkili oluyor. Dilimin yatkınlığı var mı yok mu görmek istedim. Herkes İngilizce şarkı yapmaya çalışırken, benim başka bir dilde şarkı yapmam keyifli geldi. Bundan sonra da şarkılarımı İtalyanca, İspanyolca ve yine Fransızca’ya çevirebilirim.

Müzisyenlerin pandemide yaşadığı sıkıntıları hep konuşuyoruz. Sen nasıl değerlendiriyorsun bu süreci?
Zaten yaptığımız iş meslek olarak anılmadığı için aslında hep sıkıntılar yaşayan müzisyenler, sanatçılar oluyor. Genel olarak ben müzisyenim dediğinizde işte, “Asıl işin ne?” diye soruyorlar. Bu sıkıntı aynen pandemide arttı. Bir musibet bin nasihatten iyidir derler. Belki bu süreç sayesinde, insanlar müziğin değerini anladı… Herkes sıkıntı çekiyor. O yüzden böyle ince eleyip sık dokumak lazım konuşurken. İnşallah bu sıkıntılar tekrarlamaz ve bu süreç bir an önce biter.

Müzisyen tarafının dışında bir de yapımcı tarafın var. GTR Müzik’te nasıl yürüyor işler? Pandemiden dolayı ertelenen, hayata geçmeyen projeler oldu mu?
Planlarda aksama olmadı. Zaten stüdyomuz devam ediyor. Şirketimizde de işlerimiz devam ediyor. Biz hiçbir şeyi aksatmıyoruz. Elimizden geldiği kadar. E tabii ki sıkıntılar yaşadık. Onları toparladık. İçimizde halletmeye çalıştık. Hallettik de çok şükür. Sanatçılarımızla hiçbir zaman bağımızı koparmadık. Yine güzel işler yapıyoruz. Ben de bir şeyler ürettim, sanatçı arkadaşlarım da üretmeye devam etti. Bu dönem üretim dönemi.

2020’DEN KÖTÜ BİR YIL GELMEZ UMARIM 

Peki bu yılın bir kırılma yılı olduğunu düşünüyor musun? 2020’nin önümüzdeki 5-10 yıla damga vuracağını düşünüyor musun?
Yani her kötü şeyin ardından bir iyi dönem gelir diye düşünüyorum. Bu kadar kötü bir yıl geçirmişken önümüzdeki yılın daha kötü olmasına aklım ermiyor. Olmamasını da diliyorum tabii ki. O yüzden ufak bir toparlanma olacaktır.

Kliplerin çok sinematik. Ekip olarak nasıl karar alıyorsunuz?
Sinemayı çok seviyorum. Klip çekerken elinde bir şans var. Biz kliplerimizde elimizden geldiği kadar film gibi yapmaya çalışıyoruz. Sinema aşığıyım diyebilirim, aşırı film izlerim. Kliplerimde kendime bir rol biçip onu oynamayı seviyorum. Mesela çok profesyonel film içerisinde çok rahat edemem. Yapabilecek olsam bile o rolü oynayamam. Ama kendi arkadaşlarımızla yaparken çok daha özverili ve çok daha keyifli yapıyorum. Bu bana gerçekten keyif veriyor. Bir hikâye bulmak, bir senaryo yazmak, beş dakikalık klibe uygun bir rol bulmak çok keyifli. Çalışmalarımız her seferinde kısa film tadında oluyor.

Pandemi başladığında online konserler çok revaçtaydı. Sonra bir anda azaldı. O etkiyi nasıl değerlendiriyorsun?
Çok çabuk sömürüldü çünkü mevzu. İlk defa böyle bir şey yaşandı ve ilk defa böyle bir şey yaşandığı için de herkes elindeki malzemeyi değerlendirmeye çalıştı. Herkes bağlantı yapabildi. Herkes internette zaten öyle bir dönemdeyiz. Çılgın bir dönemdeyiz. Bu arada yapılabilecek her şeyi yaptı herkes. Bizim ne kadar önemli bir iş yaptığımız belki bir nebze anlaşılmış oldu. Ama canlı konserlerin, gerçek konserler ile aynı olmadığını gördük. Hiç o tadı vermediğini fark ettik. Sanatın böyle bir şey olmayacağını anladık. Mesela uzaktan ders mevzusu var. Bu işin konservatuvarı var. Bunlar nasıl uzaktan olacak? İşte sanat o yüzden önemli. Görebilmen, işitebiliyor olman gerekli. Sanat, o yüzden özel bir iş. Biz bu dönemi bu şekilde değerlendiriyoruz şu an. Bir de çok hızlı tüketim çağındayız. Yani her şey çok hızlı. Ben de canlı konser yaptım. Çünkü şarkı çıkarıyorsun ve onları söylemek istiyorsun. Canlı konser yapmasan ne yapacaksın? Kendi tatminimiz için bunu yaptık. Bizi görmek isteyen, sesimizi duymak isteyen sevenlerimiz var, onlar için yaptık. Biz pandemi olmadan önce başlamıştık aslında Deney Evi’nde canlı konserler yapmaya. Üstüne böyle bir şey olunca zaten alışık olduğumuz şeyi devam ettirdik aslında.

Röportajın devamını okumak için tıklayın