Sorry, no posts matched your criteria.

Yüksek doz sempati içerir

Son dönemin başarılı ve sempatik oyuncularından Anıl İlter, hayatında her zaman ikinci şansların var olduğunu söylüyor ve ekliyor: Tek kıstasım karşımdaki kişinin iyi niyetinden emin olmak…

Yeteneği, sempatikliği, geleceğe dönük yüzü, hiç düşmeyen motivasyonu ve bitmeyen merakıyla sürekli kendini besleyerek büyüten, ve giderek de yıldızı parlayan oyunculardan Anıl İlter… Onu bütün karizması ve ışıldayan enerjisiyle bugünlerde Sen Çal Kapımı dizisinde hayat verdiği Engin karakteriyle izliyoruz… Canlandırdığı Engin’den yola çıkarak iç dünyasına doğru yolculuğa çıktığımız yakışıklı oyuncu kolay sinirlense de her zaman affedici biri olduğunun altını çiziyor. Hayatında her zaman ikinci şansların var olduğunu anlatan İlter’in bu konudaki tek kıstası ise karşısındaki kişinin iyi niyetinden emin olmak… Kendisini pozitif insanların etkilediğini söyleyen İlter birinden kolay etkilenip etkilenmediğine ise “Eğer etkilenmek istersem karşı tarafın işi kolaylaşır” sözleriyle iddialı bir yanıt veriyor. “Her rolü canlandırmak için ceplerim dolu” diyerek sözlerine devam eden Anıl İlter, aynı zamanda komedyenliğe ve stand up şovlarına da göz kırpıyor… Yeni yılda seyircileri karşısında farklı platformlarda, sürpriz içeriklerle çıkmaya hazırlanan başarılı oyuncu komedyenliğe olan yakınlığını ise şöyle tanımlıyor: Benimkine komedyenlikten daha çok yüksek bir enerjide sempatik bir duruş diyebiliriz…

Röportaj: Melis Güvenç
Fotoğraf: Mesut Yazıcı
Styling: Eylem Yıldız

 

Hepimiz için zor bir yılı geride bırakmışken senin için nasıl bir yıl oldu 2020?
2020 hepimiz için zor bir yıldı ancak güzel yanları da oldu benim adıma. Özellikle iş konusunda hayal ettiğim bir projenin içinde olmak benim için 2020’nin en büyük motivasyonu oldu.

Yeni yılda beklentilerin, umutların hayallerin, niyetlerin neler? 
Herkes gibi önce sağlık tabii sonrasında yükselen bir kariyer dileğim var. Yapmak istediğim ve ertelediğim ne varsa 2021’de yapmak istiyorum, bunların başında çok huzurlu bir yaz tatili var. Denize açılmak ve uzun süre karaya ayak basmamak istiyorum mesela.

Yaşanan bu pandemi dönemi hem bir oyuncu, hem bir baba olarak üzerinde bir baskı oluşturuyor mu? En çok sana neyi düşündürüyor?
Oyuncu olarak işlerin nereye gideceği noktasında ciddi tedirgin olmuştum. Çünkü hali hazırda devam eden bir projem olmadığı için böyle bir dönemimde pandemi sürecine girmek ciddi sıkıntı yaratmıştı bende. Süreci avantaja çevirmeye çalıştım, çok fazla dinlenip beni bekleyen güzel günlere hazır olmaya çalıştım. Kızım için okuldan uzak olmak onun adına kötü olsa da, kızımla evde uzun uzun zaman geçirip bolca aktivite yapabiliyor olmak benim için harikaydı.

KOLAY SİNİRLENİR, KOLAY AFFEDERİM

Karamsarlığa ve paniğe kapılmana sebep oluyor mu bu dönem? Bu tarz hissiyata kapıldığında motivasyonun ne oluyor?
Karamsarlığa kapılıyorum elbette ancak ben dünyanın ciddi bir dijital dönüşüm sürecinde olduğuna inananlardanım. Dolayısıyla gelecek günler için biraz meraklı biraz da heyecanlıyım. Sanırım herkes bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı konusunda hemfikir. Ben de yeniliklere kolay adapte olan bir yapıda olduğum için karamsarlıktan çok heyecanlıyım.

Sen Çal Kapımı’da canlandırdığın Engin rolü nasıl bir deneyim oluyor? 
Engin benim karakterime çok yakın, dolayısıyla Engin’i canlandırırken kendimden çok şey ekliyorum. Saç, makyaj ve tüm hazırlıklarım tamam olduktan sonra benim için yapılması gereken tek şey oyunumu oynamak oluyor. İzleyicimizden müthiş bir reaksiyon geliyor bu da beni fazlasıyla besliyor. Onların Engin’de görmek istediklerini biliyorum bundan dolayı hep beraber fazlasıyla eğleniyoruz.

Canlandırdığın Engin kadar sen de realist biri misin yoksa her duruma her koşulda mutlaka bir şans verir misin?
Affedici bir yapım var benim. Kızgınlıklarım çok uzun sürmez, kolay sinirlensem de çok kolay affederim. İkinci şanslar her zaman benim hayatımda var. Yeter ki karşımdakinin iyi niyetinden emin olayım. Engin de bana biraz böyle biri gibi geliyor. Çok sabırlı, istediğini elde edebilmek için uzun süre sabırla bekleyebilir. Dolayısıyla Engin’in realist olmaktan çok hayalci bir tarafı olduğunu düşünüyorum.

HERKESE KENDİMİ ANLATABİLECEK VAKTİM YOK

Oyunculukta beklediğin bir rol var mı? Mesela hangi rengini nasıl bir karakterle göstermek istersin?
İnan bu konu hakkında çok uzun düşünmedim. Önüme gelen her karakter benim için bir sürpriz oluyor. Beklenti içine girmiyorum ama izlediğim bazı yapımlardaki bazı karakterler ki bu bazen bir seri katil olabiliyor, bazen şizofren bir karakter olabiliyor, bazen de eşcinsel bir karakter olabiliyor, beni etkileyebilir. Dolayısıyla hangi karakter bana uygun görülürse o karaktere bürünme noktasında ceplerim dolu, tek beklentim senaristlerin beni şaşırtması.

Hakkında yanlış bilindiğini düşündüğün ve düzeltmek istediğin bir konu var mı?  
Ben bir insanım ve çok fazla sosyal hayatın içerisindeyim. Gün içerisinde yüzlerce insanla karşılaşıyor, pek çoğuyla direk iletişimde oluyorum. Her karşılaşmamda farklı bir psikolojide olabilirim bu çok normal, beni iyi tanıyanlar değişkenliklerime tahammül edebilir ama az tanıyan varsa onlar da eleştirebilir. Bunun için yapabileceğim çok fazla bir şey yok, herkese kendimi anlatabilecek kadar da vaktim yok.

Hayatında yaşadığın en köklü ve en derin değişiklik neydi?
Babamın vefatıyla oluşan boşluk hayatımın asla tecrübe etmemiş olduğum bir yanıydı. Beni ciddi sarstı ve bu süreçten sonra tüm hayatımın farklı bir yöne evrildiğini hissettim. Sevdiklerini kaybetmek yaşlanmanın diyeti galiba.

Bugüne kadar kendin için yaptığın en iyi şeyin ne olduğunu düşünüyorsun?
Bugüne kadar kendim için ne yaptıysam hep iyisini yaptığımı düşünüyorum. Ailem ve yakınlarım çocukluğumdan bu yana ne yapacağımı hep merak ediyordu. Meslek lisesinden sonra spor akademisinde okuyunca ve kalıcı meslek olarak da oyunculuğu seçince kafaları karıştı haliyle.

Röportajın devamını okumak için tıklayın