Sorry, no posts matched your criteria.

Yiğit Kirazcı: Hayatımın en çılgın yaşı 27’ydi

Oynadığı her karaktere kattığı enerjisiyle hemen fark edilen Yiğit Kirazcı, hayatta kendine kadar deli olduğunu ama yaşanan çılgınlıkların da insana deneyim kattığını söylüyor ve ekliyor: 27 yaşımda Arjantin’e gidip 6 ay orada yaşayıp geldim. Yine olsa yine giderim. Harika bir deneyimdi benim için.

Röportaj: Mukaddes Kaya
Fotoğraflar: Jiyan Kızılboğa
Styling: Eylem Yıldız
Video: Yuşa Ebrar Dursunoğlu
Saç: Mutlu Ahmet Sinan
Makyaj: Mustafa Işık
Fotoğrafçı asistanı: Mustafa Berber
Styling asistanı: İrem Sönmezer
Mekan: Üst Kattayız Creative Studio

Sıra dışı ve çok orijinal bir adam. Uzun boyu, kendine özgü saçları, kıvırcıklığı ve yakışıklılığı ile bilinen müthiş bir oyuncu. Her zaman her yerde bir tarzı ve bir tavrı var.  Anında fark edilen bir auraya sahip. Çok eğlenceli, hareketli ve kafasına göre yaşayan bir adam olduğu onun sanatçı kişiliğini de besleyen bir yaşam biçimi. Kısacası çok özgün ve çok özel bir yakışıklı. Hayat verdiği her karakterde, kendine has üslubuyla bir star yaratması, onun yeteneğinin bir parçası sadece. Sektörün en başarılı ve en yetenekli jönlerinden biri olan Yiğit Kirazcı; hayatın akışında kendine has duruşuyla farkını gösteren müthiş bir yetenek.

– Oyuncu olmak için neler yaptın, nasıl bir yön çizdin kendine, bu konuda nasıl donanımlar lazımdı, hepsini yaptın mı?

Öncelikle üniversiteden sonra 2 yıl oyunculuk eğitimi aldım. Ardından 4 yıllık asistanlık sürecim oldu. Ama hiçbir zaman bitmeyen bir öğrenme devam ediyor. Davranış bilimleri kitaplarına merak sardım, bir yandan işi yapıp eksikliklerimi fark ettim. Daha odaklı çalışma ve oyuncu koçundan yardım alarak sete çıkana kadar elimden, aklımdan geleni yaptığıma dair vicdanımı rahat ettirmeye çalışıyorum. Yetiyor mu, hayır. Hep daha iyisi olduğunu bilip yapabildiğime şükrediyorum.

– Modellikten oyunculuğa geçen en yetenekli adamlardan birisin, nasıl keşfedildin?

Teşekkür ederim. Babamın reklam şirketinin katıldığı bir fuara ziyarete gittim 17 yaşımda. O esnada bir modellik ajansı beni görüp fotoğraflarımı çekmek istedi… İlk keşfedilişim öyle oldu diyebilirim.

– Bugüne kadar oynadığın karakterlerden içine sinen hangi karakterin oldu, hangisini çok sevdin, hangisi daha Yiğit’ti?

Tuna vardı. En çok o ben miydi bilemem ama en sevdiğim oydu.

– Sinema sana ne ifade ediyor, tiyatro sana ne anlatıyor, diziler sana ne kazandırıyor, bu üçlemede sıralaman nasıl?

Bir sıralama yapmak istemem aslına bakarsanız çünkü hepsinin çalışma prensibi, şartları ve verdiği keyif farklı. Biri birinden daha önemsiz demek işini saygısızlık etmek olur bence. Kariyerim boyunca hepsinden bana katacak şeyleri deneyimlemek istiyorum aslında.

OYUNCULUĞUN HAKKINI VEREBİLMEK İÇİN ÇABALIYORUM

– Karakter oyuncusu olmak mı, jön olmak mı, sende ikisi de var ama senin kafandaki Yiğit nasıl bir oyuncu sence?

Ben bir projeyi okuduğumda bana ne yaptığını anlamaya çalışıyorum hem karakterin, hem hikayenin. Ne hissettiğime bakıyorum o hikayeyle ilgili, kendimi oynarken hayal ediyorum. Eğer bana heyecan veriyorsa karakterin hikayedeki konumu çok da önemli olmuyor benim için. Sonuçta ben bir oyuncuyum ve en iyi şekilde hakkını verebilmek için çabalıyorum.

– Oyuncu olmak biraz da delilik gibi bir şey olmalı, sen ne kadar delisin?

Kendime kadar deliyim ben de işte.

Röportajın devamını okumak için tıklayın…