Furkan Andıç: Mutluluk geçici, aile kalıcı
Sıra dışı oyunculuğu ve yakışıklılığı ile dikkat çeken Furkan Andıç, ‘mutlu aile’ kavramına getirdiği yorumla farklılığını ve hayata bakışını şöyle ortaya koyuyor: Mutlu aile yoktur bence. Aileler mutsuzdur demiyorum. Mutluluk gibi geçici bir kavramın aile gibi kalıcı bir kurum için uygun bir sıfat olmadığını düşünüyorum sadece.

Röportaj: Mukaddes Kaya
Fotoğraflar: Emre İbiş
Styling: Eylem Yıldız
Saç: Mehmet Kuzey
Makyaj: Rufiye Kalmaz
Video: Ünal Avcı
Fotoğrafçı asistanı: Yusuf Erol
Styling asistanı: Zeynep Baba
Yakışıklı, çalışkan ve zeki. Sporcu, müzisyen ve çok iyi bir oyuncu. Sınırları zorlayan, denemekten korkmayan, sürekli üreten biri. Oynadığı her karakteri yaşayarak, hissederek hayata geçiren bir entelektüel. Araştıran, okuyan, düşünen bir dünya insanı. Farklı bakış açısı ve hayattaki duruşu ile alışılmışın çok dışında mükemmel bir adam. İşinde oldukça titiz ve seçici. Sıra dışı oyunculuğu ve yakışıklılığı ile herkes tarafından çok sevilen aktör, aynı zamanda tam bir doğa insanı. Doğanın tam ortasında gerçekleştirdiğimiz müthiş bir çekim, karşımızda tüm yakışıklılığı ve asaletiyle Furkan Andıç…

Edirne’de geçen bir hikayenin anlatıldığı ‘Kara Tahta’ dizisinde bir öğretmen oldun, farklı bir şehirde farklı bir görünümle karşımıza çıktın. Neler kazandırdı bu rol sana?
Açıkçası ilk defa bu denli uzun bir şehir dışı projesinde yer alıyorum. Daha öncesinde çok da sıcak bakmazdım. Ancak Edirne, İstanbul’a sadece 2.5 saat mesafede ve gerçekten çok keyifli bir şehir. Çekimler sırasında bize birçok avantaj yaşattı. Her yer 15 dakika mesafede, belediye, polis, valilik. Yerel halk gerçekten her zaman bize bu süreçte gönülden destek oldular. Bunun için onlara ayrıca teşekkür ederim.
Bunun dışında bir öğretmen rolü oynamak benim için büyük bir gurur kaynağı oldu. Bunu süreç içinde deneyimleme şansım oldu tabi. Sete ziyarete gelip teşekkür etmek isteyen bir anaokulu öğretmeni belki de bana bugüne kadar duyduğum en güzel şeyi söyledi, “Sizin diziyi izledikten sonra öğrencilerime bakış açım değişti. Artık onlarla daha fazla aktivite yapıyorum ve onların dertlerini, anlatmak istediklerini çok daha fazla dinliyorum, daha çok iletişim kuruyorum. Size teşekkür ederim” dedi. O anda duyduğum gururu size anlatamam.
Sporcu kimliğini biliyoruz, profesyonel basketbol oynuyordun. Neden bıraktın? Bu konuda artık ne kadar vakit yaratıyorsun kendine?
Spor tüm hayatım boyunca hep önemli bir yer aldı. Küçük yaşta A takıma çıkmadan hemen önce ardı ardına yaşadığım birkaç talihsiz sakatlık, sonrasında eğitim için yurt dışına çıkışım vb. hayatın akışındaki yol ayrımları beni basketbol kariyerinden uzaklaştırdı. Ancak spor, farklı dallarıyla birlikte her zaman hayatımın önemli bir parçası. Bu disiplinimi hala istikrarlı bir şekilde korumaya çalışıyorum. Ancak maalesef son bir senede 2 dizimden de ameliyat oldum. Hatta bir tanesi sette yaşadığım bir sakatlık sebebiyle gerçekleşti. Bu yüzden basketbol, tenis gibi dizlerin üzerine ağırlık verdiğimiz spor dallarını yaparken ister istemez bir korku refleksi gelişiyor insanda. Haliyle bu da beni biraz uzaklaştırıyor, ben de buna göre sporlar yapıyorum.

PEK MEMLEKETÇİ BİRİ DEĞİLİM
Sosyal medya ve dijital medya ile mesafeli misin? Hayatımız artık bir bilgisayar ya da telefon ekranında geçiyor. Sen hala eskisi gibi düşünenlerden misin?
Açıkçası çalışırken telefonla hiç ilgilenmiyorum. Ama diğer zamanlarda sosyal medyada vakit öldürdüğümün farkına varıyorum bazen. Ancak hiçbir zaman bir bağımlısı olmadım. Ne iyi bir içerik üreticiyim, ne de iyi bir takipçi. Dijital medya çok büyük ve çok etkili bir mecra. Uzun bir süre de hayatımızın merkezinde yer alacağına eminim. Herkes bir köşeyi kapmaya çalışıyor. Ancak ben hala mesafemi korumaya çalışıyorum. Sosyal medya dipsiz bir kuyu ve ne olursa olsun bana gerçek gelmiyor. İçeri girdiğinde her yerde ‘kendin ol’ ve ‘en değerli sensin’ mottoları yazıyor ama içeride herkes ne olduğunu değil, nasıl göründüğünü önemsiyor. Bu da bireyleri gerçeklikten uzaklaştırıyor. Bugün güzelce topluyoruz beğenileri, kalpleri ama bu sahteliğin orta vadede ciddi sorunlar yol açabilecek potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Artık bilgiye erişim çok ama çok rahat. Zor olan doğru bilgiyi bulmak ve o bilgiyi nasıl kullanacağını bilmek. Başımıza neler gelecek heyecanla bekliyorum.
Kaç projede yer aldın, ilk rolünü hatırlıyor musun?
Şimdi hesaplayınca sanırım 14 proje. İlk rolümü tabii ki her oyuncu gibi ben de çok iyi hatırlıyorum. Kolej Günlüğü dizisiydi. Burak Deniz’le birlikte ilk projemizdi ve hep mutlu hatırlayacağım günlerdi.

Boşnak bir anne, Trabzonlu bir baba, doğrusu güzel bir karma. Sen kendini hangisine yakın hissediyorsun?
Açıkçası ikisinden de aldığım özellikler var. Sosyal tarafım biraz daha anneme yakın analitik tarafım da babamdan. Öte yandan pek memleketçi biri değilimdir. Yani muhabbet arasında laf olsun diye sorarım ama bana göre insan insandır, nerede doğduğunun bir önemi yok. Herkesin hikayesi biriciktir, benim de ilgilendiğim kısım orası. Her toprağın belirli prototipler ürettiğinin bilincindeyim ama ben hiç kendimi onlara ait hissetmiyorum.
Anneci misin, babacı mı? Var mı kendine bile itiraf edemediğin bir ayrım içinde?
Bir erkek çocuğu olarak tabii ki anneciyim. İtiraf edemediğim bir durum yok aslında, annem kendi hayatını bize adamış bir kadın. Aynı evde yaşadığımız onca sene hep yanımızda ve üzerimize çok düşerdi. Ben de aynı şekilde ona düşkünümdür.
SEVGİNİN MERKEZDE OLDUĞU BİR ORTAMDA BÜYÜDÜM
Mutlu bir ailenin çocuğu olarak evlilik fikrine nasıl bakıyorsun, sence evlenir misin bir gün?
Açıkçası ben ‘mutlu aile çocuğu’ kavramına pek inanmıyorum. Çünkü mutlu aile yoktur bence. Aileler mutsuzdur demiyorum. Mutluluğun aile için uygun bir sıfat olmadığını düşünüyorum sadece. Aile süresiz, yok olmayan, doğduğumuz günden öldüğümüz güne kadar sahip olduğumuz bir şeydir. Mutluluk kadar geçici bir kavram aile kadar kalıcı bir kurum ile çok ilişkilendirilmemeli o yüzden. Aile özellikle en kötü tarafımızı en cömert gösterdiğimiz ve her şeye rağmen bir arada bulunmayı başarabildiğin bir ortam. Ben sevginin ve neşenin merkezde olduğu bir ortamda büyüdüğüm için çok şanslı hissediyorum kendimi. Ne olacağını bilmiyorum ama evlilik çok sıcak baktığım bir hedef ya da hayal değil benim için.

Oyuncu olmak bir tesadüf müdür sence?
Benim için tesadüf, kişinin seçimlerinden bağımsız olarak hayatın ona sunduğu anları niteler. Ancak benim için oyuncu olmak bir tesadüftü diyemem. Biraz hayatın akışı, biraz benim seçimlerim neticesinde kendimi en iyi ve ait hissettiğim şeyi yaparken buldum. Oyunculuk hikayem böyle başladı.
Sürprizler insanı mısın, yoksa her zaman ayakları yere basan biri misin?
Sürpriz yapmak açıkçası çok benim olayım değil. Ayakları yere basan biri miyim? Bence o da şüpheli. Ani kararlar alabilen, hayatı kaçırmamak adına hızlı değişimlere kucak açabilen biriyim. Yarım saatte ülke değiştirmek benim için kolay bir aksiyon. Bu ve buna benzer hareketler benim için bir sürpriz değil aslında ama sanırım çevremdekiler için bazen sürpriz etkisi yaratıyor.
Kamera önünde oldukça başarılısın. Kamera arkasına geçmek gibi bir düşüncen var mı?
Çok teşekkürler, çok naziksin. Var bir hayalimiz diyorum bu soruya cevap olarak.
Yurt dışına açılmak gibi bir düşüncen vardır mutlaka, ne durumda, zamanı geldi mi sence?
Umuyorum güzel haberlerimiz olacak yakında.
